Yokluğun Öznesi
N Necla Güney Alptekin
0
Altın Yaprak
Bir avuç hiçmiş umutsuzluk
Boşluğa uzanınca eller ve kalmayınca beklentiler
Siyaha gark olurmuş gök kubbe
Zifire vurgun yüzlerde durgun bir ifade
Gözlerin ufkunu bürümüş duman
Bet beniz kül kesmiş, gidenler geride
(Tanı: Vakitsiz ölüm…)
Umut denizine düştü düşecek ay
Bir de laciverde konunca çiy tanesi
Kendi kendine konuştuğunun farkındadır aslında
“Nerden çıktı bu duvar,
bu derinden terennüm”
İçli bir hüzzam şarkıdır kulağında
Lal olmuş dil, sükût içinde evren
Usa sığmaz bir gücün çekimindedir
Dönüş yok…
(Tema: Bilinmez ki nenin nesi!)
Oysaki masumdu kadın
Sokak lambaları kadar yalnızdı cılız cüssesi.
Bitap düşmüştü hayattan
Bezmişti keşmekeşlikler içinde yaşamaktan.
Günbatımını seyre dalmak istese de
Denizsiz / densiz bir iklimin bağrındaydı yurdu
Gözyaşları aktıkça,
avuçlarına dolan deryalar onundu
Yüzer kaybolurdu kendi içinde
“Ah be kadın, yazık sana!” deseler
Vuracaktı kendini dağlara
Gem vurulmamış yılkı at gibi kişneyerek
Kaçacaktı bilinmeyen diyarlara
(Sanrı: Yokluğun öznesi… )
Makyajsız güzellik, duru bir ten
Avuçlarındaki parlak çakıl taşlarının şavkı vururdu yüzüne
Bazen küçük bir nokta,
sanırdı ki koca bir dev çokça
Aralık kapıları çarpıyordu arsız rüzgâr
Kuytular soğudukça
Saksılara dikilmiş taptaze beyhudeler
Gamzelere de ekilirmiş meğer siyah güller
Nispete gerekçe
Salkımsöğüt duldasında yeşerirmiş
______________Belkiler,
bir ihtimaller
Tutmalı saçlarından yaşamın,
savurmalı yele
Mertçe / erkekçe
Harmandalına vurup; asılmalı gazele
Dön semazen dön!
Eteklerin savruldukça
Aşk dibe sürgün
“Bentler umut fakiri, dizeler aç!
_______ Adresi kayıp,
hitapsız şiirler”
Varsın
Yarım kalsın!
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş