Düşün / Düşle..!
N Necla Güney Alptekin
0
Altın Yaprak
Şimdi dudaklarımda yalnızlığın kekremsi tadı
Bir yanı gün yanığı, bir yanı buz saçağı
Sen de üşüyor musun?
Sen de yalnızlığı turuncu çarşafın altına sakladığında
Şeytanın çıngıraklarını duyuyor musun?
Oysa ben davet etmedim yalnızlığı
Sen elvedasız çekip giderken başka gözlere
Kusursuz bir emrivaki ile
Teklifsiz girdi şeytan mabedime
Hüznün lekesi sinsice düştüğünde yüzüme
Yalnızlık bir şizofren gibi çöktü
Geride bıraktığın kan gibi, tortu gibi ansızın geceme
“gel” dedim , “hadi gel” nü halinle
“Olur!”
Seni düşlüyorum saat sabahın beşi…
Gece gündüze el vermiş, ağardı ağaracak tan yeri
Uzakları düşünüyorum, el değmemiş bakir ormanları,
Yeşilin en yeşilini arayacaktık ya hani.
Buz gibi sulara atlayacaktık ve sen ısıtacaktın beni;
Islatacaktın; nadas topraklar kadar kurumuş,
çatlamış bedenimi
Rüya değildi öyle ki bazen rüyadan bile yakın gelirdi
Kulağıma fısıldadığın nağmeler…
Ayrılık sarhoş bir hüzzam, gözyaşlarınla el ele
Yenileri doğuyor yoz bir ihanet ile bozdukça biz eskilerini
Biz bir sevda ezgisi değil miydik?
Yeşilini çaldırmış ve hazana boyanmış
Melez bir ormanın dilinde
Düşün!
Düşle!
Ama korkma ve yeniden deneme hayatı boş yere
Hayatın ilk harfi hüzünle aynı anlamda
Adı konmamış yetim çocukları beslerken koynunda
Aşk koydun ya adını, aşık olmadın hiç belki de
Sensizliğimde sarılıp yalnızlığın beline
Ağlayarak çekiyorum seni, üşüyen düşlerimin üstüne
Hadi yeniden doğ; pembe, mavi,
lila, mor hayallerime
Gel!
Ah! Hayaller…
Biliyorum suçluyum, almadım içeriye hiç seni,
Aralamadım bile giz perdemi!
Sormadım bir kere bile
“Çılgınlığa ne dersin?” diye.
Ateş dansı sever misin?
Boyasak boyansak şöyle;
Kızılderili gibi, çırılçıplak atlasak yaktığımız ateşin üzerinden…
Nefes almadan kaç dakika kalırsın suyun altında?
Ya da nefessiz kaç dakika öpersin beni
Denemek ister misin?
Sen, gözlerinde gördüğüm en güzel rüya
Antik kederler üzerinde merhem
En vahşi sevişmelerimizde mahrem
Gözlerimi kapattığımda senin kollarındayım ben
Senden hiç gitmedim ki zaten
Düşün!
Düşle!
Sormasalardı;
Dudaklarımda kısırlaşmış o kurak çatlağı
Yokluğun ortaya çıkmayacaktı /da
Yoktun, yoksundum ve ben
Mecburdum hasretinin melankolik koynunda
Yanmaya
Doludizgin koşan atların zincirinde
Bağlı olma tutkusunu seven duygu sende
Acının doruğunda ne olduğunu bilsen de
Fark etmeyecek
Kendini giyin de gel!
Bilmem ki…
Özgürlük!
Ah özgürlük,
Dağların yamacından paraşütle atlamayı hiç denedim mi?
Sen şarkılar söylesen ben dans etsem çırılçıplak
Sarı yapraklar konfeti olsa düşse üzerimize…
Bir sen bir ben kalsak sokmasak dünyamıza kimseleri
Söz versek bütün değerlerimize
Gel dedim!
( Olur! Geldim!)
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş