Hoca

N Neyzen Tevfik Neyzen Tevfik
0 Altın Yaprak
Değil mi ya bu sütun-ı cehil dinin direği? Oyuklarındaki baykuş fecia köstebeği, Verir başında da emvât-ı muzlime telkin, Mezar-i kahr u elemden haraç alır bu lâin. Peder açıkta kalır, ya filSne validenin Niçin muzaf ederek ismini sorar ve derin. Düşünceler doğuran bu, bu bilmece, bil ki Saçar bütün safahatiyle aşk-ı müştereki. Bu râz-ı mübhemi tahlile hâme-i Neyzen, Çalıştı şöylece Ferda-yı Vahdet izlerken. Ölen ki mader-i maluma müstenit lâkin Peder gelince zekâ irkilir, zekâ bu derin. Karanlığa adım atmak için biraz düşünür; Olur ya şüphe değil mi? Bu zanla his dövüşür. Bu perde, perde-i evvel, serâir-i nisvân Kolayca halledilir sandı birtakım izân. Muhakkak addedilirse bu felsefe yetişir. Bu şüphe şeyn-i asaletle gâliben didişir. Yeter bu iğne tevarüsle müftehir herife, Muin olur bu şırınga zunûn-ı muhtelife. Hoca, Evet, bu şer’-i şerifin yosunlu engereği, Zulümle, gamla kazılmış mezarların küreği, Mesabesindeki kanlı diliyle kizb-i sarih, Döker damarlara kubh-ı nifak eder telkih. Bunun elinde nikâh, akd ü içtimaiyat, Vatanda işte bu elde bütün hayat, ü memat. Bu el, o el ki bütün irtibat-ı nesviyyet Bununla zar u perişan edilmiş, ulviyet. Kadınlığın, o zavallı olan samiminde, Yatar, fakat ne yapar ki girîve-i dinde. On üç yaşında olan bir kızı nikâh ederek Alır ve kendisi altmış yaşındadır, bu eşek. İmam değil mi ya? Bunlar şeriat icabı, Mahallede ileri kim geğirse ahbabı. Düğün, filan gibi şeyler o anda tayyolunur, Mesârifin kapısında zebaniler bulunur. Vaty: Bu lafz -ı fazahat-şikâf-i istifraş, Sübut-ı emr-i tahakkuk ve cebr ta be-tıraş. Tılâ: Mekasıt-ı tahri-i cezbe-i şehvet Duhul-i gui ile lerziş-i nümâ-yi zevciyet. Zina: Kebuter-i aşkın kanatlarındaki ruh, Samiın-i halede bir çift gönül, fakat mecruh. Zinâta: Zevce olursa livâta-i suğrâ, Tasarrufunda beis yokmuş olmasaydı eza. Livâta bahsine ait kurun-ı ülâdan Bu âna dek yazılan her kitab-ı hazz-efşan, Yatakların başucunda durur, edille olur, Fazâyihi iyi tatbik için mecelle olur. O kız, bu cife-i mat’unenin soluklarını Yutar, bu cife de yırtar bekâretin zarını. ...er, ...er ve doyunca bıkar, boşar yeniden, İkinci bir kız alır, çünkü bunca hicret eden Garib ü bîkes ü avare, serseri dolaşan, Zavallı aileler var, hükümetin bir an Muhacirini düşünmek için zamanı mı var? Elinde bunları iskân için mekânı mı var? Aziz ü müntekimin siz bakin ki hikmetine, Bütün Emâkin-i mîriyye yandı haşyetine Aceb birinci, ikinci, beşinci, yirminci, Hu kızların, bütün ahlak u ruhuna münci Olan imamla bu kumpanya halkına sorsak, Desek ki: Şer’-i şerifin evâmiri ile yasak. Haram olan şu zina-haneler ki şimdi açık, Bu sâhibat-ı şeref içlerinde kalbi kırık, Zavallı, barkı dağılmış olanların birine Sorun, imam eli değmiş mi çile defterine? Zeker be-dest-i salâbet, vuzuh-ı şer’-i şerif, Geğirtilerle ...er, din yolunda eşşek herif. Cebindeki mühürün her basıldığı evrak, Eder o haneyi manen zeval ile ihrak. Domuz yanında onun bir İmam Birgivi'dir, Bütün şu âlem-i İslam için bela dividir. Domuz, yutunca götünden yutar dökülse boku Günah olur diye toplar, bütün tıkar bucuku. Tıp Fakültesi Hastanesi, Haydarpaşa 12.01.1337

Kamu malı: şairin ölümünün üzerinden 70 yıldan fazla geçti.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.