Ah! .. Gittin Kalbim Acıyor

N Nuri Can Nuri Can
0 Altın Yaprak
Ben seni dağ kokulu yaylalarda sevdim ceylan kaçışlım nergizlerin ayışığına sevdalandığı seherlerde... özlemlerin dindiği nehirlerde sevdim soluğun soluğuma bahardı, soluğun soluğuma rüzgar kır çiçeklerini taşırdı içime her yaz... Gittin, zifir saçlarında unuttum hayatı... ay sustu, yıldızlar küs, sular dalgın, gönül dargın şimdi düşümde her gece bir orman yanıyor bir dağ kanıyor her sabah kalbimdeki acılardan yüreğime akan sızılı ırmaklar gibi, kanayan şiirlere bırakıp gittin ömrümü... Seni her özleyip duvarlara vurduğumda başımı kafam değil, kalbim acıyor ah! ... sen ki, ışık yüzlüm, güzel gözlümdün, nefesimin rüzgarıydın ömrümün baharı, gönlümün tek varıydın ah! şimdi hangi kıyıdan baksam rengi hüzündür aşkın. hangi güle sığınsam dikenler batıyor yüreğime... Ben seni ıpışıl suların aydınlığında sevdim gelinciklerin gelin edildiği bahçelerde Sen ki, Kelebeğim, akarsuyum, cangülümdün sen ki, bir yaylaydın gönlümün yangınlarına yaylalardan daha yeşil, yaylalardan daha serin yorgun düşmüş kervanlar gibi susuz çöllerde rehin bırakıp yollarına gözlerimi mavi sevinçlerimi de alıp yanına gittin.... Gittin, oturup bir köşede öylece ağladım, nehir oldu aktı gözlerim uzaklara özlemlerimi bile anlatamayacak kadar uzak yalnızlığımı anlatamayacak kadar yorgunum... Gittin, aşkımı ağır bir yük gibi vurup sırtıma, binlerce hayal kırığı yaralarımla, içimdeki en yüksek dağa kaçtım. çıktığım her yolda saçların dolandı kalbime bir akrep öptü yaralarımı her kanadığımda. Ben çıkmaz bir yolun yolcusuyum artık Bemila koca koca şehirlere sığınsam da dar geliyor sokaklar efkarıma hüzne bulanmış ayrılıklardan, gam dokuyor yüreğim gittiğim her yerde... hangi acımı yaksam, hangi pencereden baksam rengi hüzündür aşkın ne sancım diner ne de ağrım biter... yüreğim yaralı döndüm çıktığım her yolculukta... Ah! ben seni, ceylanların rüzgarla öpüştüğü dağlarda sevdim Bemila göğsünden vurulmuş kekliklerin kınalı kanatlarında sevdim gittin işte, aşkın kanayan yanını bırakıp avuçlarıma yeşile çalan umutlarımı da alıp yanına bir tebessüm gibi hayatımdan çekip gittin usulca Kendi toprağında öksüz, çöllerde ağlayan yorgun bir ırmak ve kırık dallarda inleyen yaralı bir rüzgar gibi yaralı bırakıp gittin beni... şimdi üstüme düşen her bulut gözyaşı, her damla keder bütün ışıklar söndü, bütün hayaller ölü Şirin'in aşkına deldiği dağın Ferhat kalbi ile kalakaldım gönül diyarında öyle bir başıma umutsuz.... yüreğimi alıp avuçlarıma sana gelsem diyorum sana sarılamayacak kadar yorgunum artık ah! .. sarılıp ağlayamayacak kadar yorgun... Gittin, bütün mevsimler değişti ansızın öyle mahzun, öyle yaralı, devrilmiş öksüz ağaçlar gibi düştü boynum. bütün dallar kırıldı, bütün ağaçlar kurudu al şimdi nereye istersen oraya savur yapraklarımı Bemila... şimdi yaşamın en zor dağındayım geriye dönsen ölürüm kahrımdan, dönmesen ölürüm... Ah! sevda pınarım, gün nakışlım, ceylan kaçışlım uzanıp içinin acılarına senin de hiç sızladı mı yüreğin? üşüyüp titredin mi ayazlarda yapayalnız? öyle hüzünlü, öyle hasret dolu, öyle suskun yıldızlara bakıp ağladın mı benim gibi? Sen gittin karlar yağdı kalbime koyup başucuma uçurumları hüzne göçtüm her gece yüreğimi ayrılıklara gömüp hiç bir yol çıkmadı umuda yoruldum, tükendim özlemlerimi anlatamayacak kadar yorgun yaralarımı saramayacak kadar uzaksın artık gittin yaşamayı unuttum, ağlamayı, gülmeyi unuttum ne zaman başladı bu hikaye, ne zaman bitti unuttum bir seni unutmadım Bemila... bir seni unutamadım... bir seni unutmadım... bir seni... bir se... bir s...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.