Zihnim ağırlaştı kirpiklerimden önce Siyah, simsiyah insanlar içinde Bir korkunç rüyada Çaresizliğin çırpınışını gördüm…
Anne Doğdum ağlayarak annemin şefkatli kollarında, sanki şimdi, dün gibi.…
Bankete oturmuş Bir yandan denizi, uçan martıları İskeleye bağlı kayıkları Bir yandan…
Bir tas sıcak çorbayı içerken babamın emeğini Alın terini, yutkundum da içtim Her kaşıkta boğazımdan zor geçen sıcak çorbayı Yutkunmayarak içtim…
Dostum iyi değilim bırak gideyim Bir kadeh bir kadeh daha diyorsun Nabzım bine çıktı haberin yok Üstelik meyhaneci çok kötü bakıyor…
Çocukluğum mahallesinde bir adam Limasol'da; Avni Paşa Sokkak, 14 numarada Uzun boylu, iri yapılı Deli lakaplı…
Dün İlk doğum günümün mumu yakılmış İlk pastam kesilmiş İlk hediyem verilmişti…
Elimde yetmiş dört'ten kalan paslı bir mermi Kim bilir hangi askerden düştü Bir silah olsa Sürerdim mermiyi, dayardım şakağıma…
Derme çatma bir iskelenin üstünde Kalbim ürkek, denizden çıkmış balık gibi Gözlerim, hiç göremediğim yerlerde Bastığım iskelenin tahtaları gıcırdar gibi…
Dışarıda sicim gibi yağmur yağıyor Kasım ayı çığlık, çığlığa Sanki kırk beş yıl öncesinden kalan Kim bilir kaç yıl öncesinden siz…
Birçok koridorlarda yürüdüm seninle, el ele Birçok kapılar çaldık seninle, göz göze Birçok kez oturduk seninle aynı bankta Mutluluğumuz gözlerimizde…
Selimiye'de ezan okunmadan Sabahın hüzünlü gölgesi yüzümde Hediye verdiğin gömlek üstümde Duvardaki resmine bakmadan…
Benim gibi herkes aramıştır o yeri Belki bir veda mektubundan sonra Ya da en derin dipte Bunları hak etmedim demişsindir…
Onlarca rengin içinde Gelen vurdu, giden vurdu Hayatım geçti, tek bir rengin içinde Kıbrıs beni vurdu…
Bir rüyaydı ki, herkes ağlıyor Tanımadığım insanlar bile Acı dolu ağıtlar içimde uğulduyor Benden nefret eden kadının bile…
15 / 23 gösteriliyor