In Brest, before the Fire-Hoops burning, In the Tent, where Tigers sprang, there I heard you, Finite, singing, there I saw you, Mandelstam.…
Yahudi asıllı Rumen şair. Romanya'da doğmuş olmasına rağmen II. Dünya Savaşı sonrası dönemdeki Alman şiirinin önde gelen temsilcilerindendir. 1920 yılında Romanya'nın Czernowitz kasabasında dünyaya geldi. Asıl adı Paul Antschel'dir. 1937/1938 yıllarında ilk şiirini yazdı. 1938 yılında tıp eğitimine başladı fakat II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Romanya'ya döndü. Savaşın sonuna kadar on sekiz ay toplama kampında tutuldu. 1944 yılında İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne girdi ve ilk şiir kitabını yayınladı. 1945-1947 yılları arasında Bükreş'te çevirmenlik ve düzeltmenlik yaptı, 1948 yılında Paris'e yerleşti. 1955 yılında Paul Antschel ismiyle Fransız vatandaşlığına geçti. 1958 yılında Bremen edebiyat ödülü aldı. 1963 yılında bir psikiyatri kliniğine yerleşti Tahmini olarak 20 Nisan 1970'da Paris'te kendini Seiné Irmağı'na atarak yaşamına son verdi. Cesedi 1 Mayıs 1970 de bulundu. Ölümünden sonra eserleri yayınlanmaya devam etti.
Der Sand aus den Urnen (Küplerden Alınan Kum, 1948)
- Mohn und Gedächtnis (Haşhaş ve Bellek, 1952)
- Von Schwelle zu Schwelle (Eşikten Eşiğe, 1955)
- Sprachgitter (Dil Kafesi, 1959)
- Niemandsrose (Sahipsiz Gül, 1963)
- Atemwende (Nefes Dönümü, 1967)
- Lichtzwang (Işık Zoru, 1970)
Paul Celan şiirleri
Silence, like Gold cooked in charred Hands.…
Aspen Tree, your leaves glance white into the dark. My mother's hair was never white. Dandelion, so green is the Ukraine.…
Say bademleri, say acı olanı, uyanık tutanı say, beni de onlara kat: Gözünü arardım hep, gözünü açtığında,…
Gündoğumuna bir saat kala saçlarına düşen mavi gibidir mahmurluğun güneşleri; bir kuşun mezarının üstünde, otların hızıyla…
güz kendi yaprağını yiyor elimden: biz iki dostuz. zamanı ceviz kabuklarından ayıklayıp yürümeyi öğretiyoruz ona: zamansa dönüyor kabuğuna.…
Count the Almonds, count, what was bitter, watched for you, count me in:…
not on my lips look for your mouth, not in front of the gate for the stranger, not in the eye for the tear.…
Black milk of daybreak we drink it at sundown we drink it at noon in the morning we drink it at night we drink it and drink it we dig a grave in the breezes there one lies unconfin…
The stone. The stone in the air, which I followed. Your eye, as blind as the stone.…
Black milk of daybreak we drink it at nightfall we drink it at noon in the morning we drink it at night we drink it and drink it we are digging a grave in the sky it is ample to li…
Sessiz biri gelir de başını vurur lalelerin: Kim kazanır? Kim kaybeder? Kim koşar pencereye?…
Snowfall, denser and denser, dove-coloured as yesterday, snowfall, as if even now you were sleeping.…
I can still see you: an Echo, to be touched with Feeler- Words, on the Parting- Ridge.…
There is a Land that’s Lost, Moon waxes in its Reeds, and all that’s turned to frost with us, burns there and sees.…
15 / 49 gösteriliyor