Andromeda

R Ramazan Akbalık
0 Altın Yaprak
sen bilirsin Andromeda hüzünlü sevgileri olmasaydı öldürürdü kadınları yürek çırpınışları mühürlü suskunlukları dalgın bakışlarıyla dudakların suçsuz öpüşlerini mavinin kanadı olmuş o kuşların yağmur vermesini avuçlarıma yüzünde sis ve telaş bir şifre gibi daha kaç çocuk doğup ağlayacak sen bilirsin Andromeda sanki o değildi erişilmez gülüşünü yalnızlığıma saklayan gece sağır diz çökmüş yollar örerim iki dize arasında bir yıldıza sabah çiğinden yaşlar düşer gözüne derdin ya denizi anma ve sakın hayale kapılma yorulur gökyüzüne bakamaz gözlerim unutulmuş bir acı gibiyim Andromeda elleri olurdum gözünde gözpınarı sesinde deniz heceye vururdum sonu gelmezdi sözcüğün şafakla gelirdi öç almaya bu böyle yaşanmamalıydı yolunmuş kuru gül ağzı tırnaklayıp tutunur kuşlar salkım söğüt inmiş üstüne mevsimler yıldız olur gözüme dikip yüzünü ben baktıkça çoğalır dinlediğimden beri türküdür sesi sancılar inceltir karnımda renklenip siyah kurşunlar gözümden sürülür uzaklara kadınca aldanmalar soluyup aralık uzanır dudağı ve nihayet ateşle süslenir öpüşleri bir gönül suçuyla bak nasıl çaresiz Andromeda akan kan gibi bakışı dalgın bir yıldız buluttan göğsüme saklanarak gecede ay bile suskun bekle diyorsun ve biliyorum ki bütün efsaneler yalan kadar müjdecidir Andromeda neyi bilmediysen sana yemin ederim ne sevindirmemişse seni sevdim ya yüreğim bir kuşa ötüşler öğretir salarım mavilere kırılır kanadı kimsesiz kalmış yurdundan edilmiş aşkla varsay ki gönlüne sürülmüş mülteciyim kıvırcık saçıyla kavgasını öğret bana bilgeliğinle Andromeda bütün aşklar yaşanacak kadar kısa söyle dayansın acısıyla aldatılmış çocuktu yüreğim elleriyle büyür kalbim göğsünde huysuz meltemler ne zaman öpecek olsam sonsuz bir cezayla kaçırır gözünü yüzünden dev bir fotoğraf albümünde ödüller sarartıp çekilirdi el değmemiş sulara oysa karşıydık üzerinde düşünülmemiş ve gönülsüz yaşanmış ne varsa kendini bulurdu bende yıkanmış kadınca nazına gömülmüş yalnızlığıyla şimdi ben ölsem şimdi ben ölecek olsam renkler bulurum uzar saçların çiçek boyunlu açar bölünürüm sana ayak dibinde sırt üstü düşüp en yasaklı bakışından yıldızlar kayar gizlenip yorgunluğuma daha dün gibi acıdan değil dokundukça kanatan çıplak bir günahı işler yaşamak yoksulluğuma hoşuna gider miydi yığılıp kalsam eksildikçe diyeze düşer anı öncesiz üzgün yağmurlar süzülür gözüne göğsüme bastırılmış ıssız bir uğultuyla az değilsin sözgelimi ateş gibi dokundukça çığ olup dökülürsün gelirsin tutunurum hüznüne ağzında gül girer araya eşiklerine oturmuş ve ne kadar yabancısıysam kasık sancılarına bu kentin hançerleme indikçe tellerine kuşlar uç bulur gelişin taş basıp yüreğin düğümlenir bir gülü saçında süsleyip gözünde yıldızlar biriktirmeyi isteseydin ancak bu kadar sevilebilirdin farkına varmalı öğret ona ne çok sevilebileceğini bir kadının şiir olduğunu sessiz sakin yüzünde sevinçle büyük ve korkutucu yalnızlığıma ihanetsiz bir dost olduğunu dağlara ruhuyla yükselen kalbi duysun acımasız kuralların buyruğuyla ölümün bir macera olurdu gecenin morundan iç çeker gibi buldum konuştum onunla o efsane değilmiş Andromeda

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.