Aydede Düşleri

R Rengin Alacaatlı
0 Altın Yaprak
aydede düşlerine uzanır gibi yüreğinin okyanusunda, masallarınla büyüt beni… yeşildi gözlerim ben doğmadan ağaç kabuğunda harelendim rengarenk bir anın adıyla düştüm girdabına gecenin, valsın ezgilerinde bir düşüm Çocuk kalbime dokunduğundan beri nicedir, aydede düşlerimin gönüllü tutsağıyım. Günümü aydınlatan, geceme dolan can oldun. Eylül esiyor kıyıdan, ben gülümsüyorum dağlara. Dağların baharatlı rüzgarında kokunu, maviye uzanan haşmetinde yüreğini, bembeyaz karlarında aydınlığını buluyorum. Yüklü başaklar gibiyim, hasat bekliyor seni, bırakma yoksa üşürüm, bırakma yoksa düşerim, yaşama sebebim oldun bırakma. Ellerimi her uzattığımda sıcaklığını duymayı, her döndüğümde kollarına uzanmayı ve gecenin öpüşlerine uyanmayı… Uyandığımda yanımda olacağını bildiğimdendir ki ben seninle büyümeyi seviyorum. Yaşamak buysa eğer şimdi söyle cancağızım, ben yeniden mi doğuyorum… kışkırtıcı kokusu, eskimiş sokakların rüzgara kapılan beyaz şifonum kuytulardan gelen viyana esintisi bu gece sarhoşum atmosferinde kadehin tütün gözler ile duman sözler çekiyorum aynı kalp izinde katran karasına karışıyor nefesler Körebede ebe olduğumdan beri nicedir, gözlerim kapalı nefessiz içiyorum seni. Bu bakir suların dokunuşuyla arınıyor yüreğim, yaralarım kapanıyor. Bir daha geriye bakmamaya söz verip çapalarımı çekiyor, yaşama adım atıyorum. Mevsim eylül, aylardan doğuş, son baharımın tomurcuklarını büyütüyorum… Şimdi söyle cancağızım, ben neyi bekliyorum... bulutlara doğru kuşlar eşliğinde yükseliyoruz valsın kanatlarında yeryüzü kayarken altımızda gözlerin gözlerimde gülümsüyorken bana saçlarımın kokusunda dokunuş fısıltımda şiirim aydede düşlerine uzanır gibi yüreğinin enginlerinde masalım Şiirce kapıldığımdan beri sana nicedir, kuzey dağlarının rüzgârlarına karışıyor saçlarım. Şehrin eski sokak aralarında caruso çalıyor duyuyor musun? Tarihi gizleyen taş döşeli meydan kucaklamak için sevdayı dansımızı bekliyor. Dilek çeşmesine bırakırken bizi, bembeyaz şifonlarla uçuşuyor yüreğim, kelebeklerimi salıyorum gökyüzüne. Kollarının arasında, valsın adımlarıyla sarhoş, sadece seni istiyorum. Aklımda sen, ruhumda sözcüklerin, çekinik bir söylemin antresindeyim… Şimdi söyle cancağızım, ben neden böyleyim… sokulup birbirimize o eski meydanda tam da orta yerinde susturup sözcükleri yüreğimizin tınısında aynı kulaklıktan "caruso" ölümü aklımıza getirmeden yaşadığımız kadarıyla en doyumsuza doyarcasına yaşamı avucumuzda ısıtıp yudumlarken sımsıkı sarılıp da meydanın orta yerinde bir tanrının yüreğinden düşer gibi yeryüzüne seni seviyorum cancağızım dercesine bir meydanın orta yerinde… Katıksız tümcelerden dolunay çizip sarılıyoruz gölgesinin vurduğu yerde sevdaya. Sayfaları aşıyor kilometreler, bir dokunuşunla ağlıyor ayrık zamanlar. Düşlerden şatomuzu yaparken sen, gözlerime okuyorsun bin bir geceyi. Yazmalı şimdi yeniden bu masalı, an sen, yaşam sen, aşk sen… Ruhumuzun renkleriyle boyadığımız düşler günahsızdır, aşk akarken nehirlerden. Sen aydede düşlerimin gerçeği şimdi söyle cancağızım, ben seni seviyor muyum? ……../ bir hayal dünyasında uzak gecelerin, enginliğin tadını bulurken dudaklarında

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.