Gündüzümü Aydınlatan Şiirim Ol
R Rengin Alacaatlı
0
Altın Yaprak
sessizliğin sesini dinliyorum
ruhum uyumakta
ezik çığlıkların tınısına eş
sensizliğin yaşları
suskun şarkılar gönül notalarımda
yüreğimde derin bir hıçkırık
cehennemde üşüyorum
neredesin yağmur gözlüm
buselik şarkılar geceyi döver
hüzzam düşünümde bir sızı
dilim söylemez sensiz
adağım olsun dönüşüne
güftesi "sen" bir beste
mesafelere inat
neredesin şarkı sözlüm
fay kırıkları mevsimlerim
iklimsiz kuşakta bir dem
yokluğunun sınırsız kederiyle
ilmek ilmek dokurum umudu
sandık lekesi yüreğim beklemekten
neredesin nakış yüzlüm
Ayrı pencerelerde aynı yağmurla ıslanıyoruz farkında mısın? er yanımız ıslak, her yanımız beklemekte.
Cama yazdığımız sözler silikleşirken aşk koyulaşıyor bedende.
Gözlerimizdeki hüznü silemiyor hiçbir neşe.
Her müjdenin kapımızı tıklatmasını bekledikçe ay düşüyor
dudaklarımıza, duaya duruyor dilimiz.
Anka'nın kanadında olmayı dilerken Anka biziz bilmiyoruz.
(a benim kör isyanım, dur artık!)
Ziyafet sofrasına kurulmayı hayal ederken geceden kalma
dizeler sürüyorum ekmeğe, masamda can artığı kırıntılar,
oraya buraya sıçramış yaşlar.
Dilimde hüzzam bir tat, gözümde buselik bir şarkı ile geceyle
olan kavgamdan yeni çıkmışım.
Her yanım ezik, her yanım eksik.
Eksikliğin tanımı sensizlik,
sensizlik büyük bir sessizlik ise,
yüreğimi kemiren dürtü nasıl bir düşselliktir ezik çığlığımla?
(a benim eksik yanım, gel artık!)
Ellerimle tırmandığım yamaçların çizikleriyle ayaktayım bugün.
Dağlara bahar gelmedi henüz,
ayaz rüzgârlar doluyor ciğerlerime, nefesim üşüyor.
Kuşbakışı gözlemlerle uçurumun kenarından bakıyorum bu
sevdaya, içim kesiliyor, ruhum buz kesiyor.
Onca söylemler, onca duyumlar,
onca haykırışlar heyelan olup kaydırıyor toprağı ayaklarımın
altından, tutunamıyorum.
Oysa isyanla balçık olmuş toprağı avuçlasam dökülüyor,
köklerimi batırsam kuruyor.
Okaliptüsler ekiyorum dalları kırık,
bataklıkta günden güne dibe batıyorum.
(a benim masum bakışım, gör artık!)
Fay kırıklı mevsimlerimde korku kol gezer köşe bucak.
Aşkın işkenceye bağımlılığında deşilen kara yazgılarda
bedensiz dolaşır, tutunmaya çalıştığım her dayanak kayar ellerimden.
Gecenin şafağı beklemesinde saklanan umutlar,
dudağının kâğıtlara her temasında biraz daha soluklaşır.
Soluk soluğum iklimsiz kuşakta bir dem gam ile bir sandık
lekesi daha bezer beklemekte olan yüreğime.
(a benim alaca canım, uyu artık!)
Sözün bittiği yerde yürek konuşmaya devam eder.
Sessiz çığlıklardır yükselen derinlerden,
görmez bakışlara ters düşen.
Kalp atmaya devam ettikçe otlar boyun büker,
çığlıkçıklar uçuşur dört bir yana göçlerin hazırlığında.
Yüreğin sustuğu yerde her şey bitmiştir aslında.
Bütün sözler yamalı bir bohça gibi atılır sırta ve kanayan
şiirlerle çıkılır yola.
(a benim asude yüreğim, sus artık!)
İçimdeki ağlayan gül, hüznümün gemsiz atı!
Yasla sızıma sızını, savuralım özlemle dünyanın bütün gamını.
Firari yangınlarımı söndür,
yıldızları izlemekten yorgun gözlerimi hayata döndür.
Tanığım ol, çıplak ayaklarınla yürü doğurgan bahçelerimde,
dilimdeki ateşli türkülerin nakaratı ol.
Eşele kıraç kalmış topraklarımı,
derinlere ektim ben sevdanın tohumunu,
gündüzümü aydınlatan şiirim ol,
ruhuma yaşam mutluluğu gibi dol.
(a benim sağır sevdam, duy artık!)
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş