Bin Günahla Bir Tövbe

S Saadet Ün Saadet Ün
0 Altın Yaprak
Islat ey yağmur ıslat! Islat dilediğince; Akıt üzerimdeki şu dünyanın kirini Makbere varana dek ıslat elverdiğince; Doldur avuçlarımı tövbenin harfleriyle Dindir susuzluğumu; düşmeden eller yana Ruhumun çöllerinde gezdiğim yeter bana… Pişmanlığım devleşti açılınca gözlerim; Gördüm iyi kötüyü, vah ki ben yalnızmışım! Ömrümü heder eden ahraz açıkgözlerim (!) Anladım ki sırtımdan inmeyen kamburummuş Yazık bu ömre yazık, boşa geçti onca yıl Benimle ağlar oldu başa doluşan ak kıl… Alnımın çizgisini öpüyor şimdi dağlar; Yasladıkça başımı yamaçlarına ıssız Hani nerde gençliğim, nerde o altın çağlar? Vefasızlar yanında vefa imiş gördüğüm! Ah benim mecnun başım! Seni nere çalayım? İbret alasın diye hangi kabre dalayım… Yaşayan bir ölüyüm, kimler canlı sanıyor? Hangi rızık peşinde çevremi saran kurtlar! El çekin artık benden yaram içten kanıyor İçimin vaveylâsı sarmışken dört yanımı Dilden düşen bin keşke zamanı döndürür mü? Bin günahla bir tövbe ateşi söndürür mü? Islat ey yağmur ıslat! Islat bu dudakları Islat ki kalbe doğru süzülen tövbe olsun Arınsın kirden tozdan ruhumun sokakları Yoksa nasıl çıkarım! Yüce'nin karşısına Ben ki aciz bir kulum, yükümse yalnız çile Eline su dökemem bir karıncanın bile… 28 Haziran 2009

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.