Düş Bedestânı

S Sadettin Kaplan Sadettin Kaplan
0 Altın Yaprak
Gıcırdak kapısında düşlerimin Çıngırdardı hep o özge çıngırdak: Dandini dandini dastana! .. Bir kuyu ki, indikçe in, Bir yol ki, menzili mülkümden ırak; Derdimi anlasana… Yatardı aklım şiltesine en dalgalı masalın Uzanıvermiş gibi üzerine bir salın. Saldı, sallanırdı; Sularda kör balıklar allanır pullanırdı, Her masala bir mesel yollanırdı. Uzun olsa da kıssa diyorlardı mesele, Pestil diye krala sunulurken kösele… Kıssa, hisse, Ese, Köse,.. Hesapsız havanlarda ezilirdi hendese; Tarlalardan balıklar toplanıp sele-sele Toprağa dişi çıkmamış düşlerim ekilirdi… Gözü keşiş karısının gözünde, Başı Aslı’nın dizinde; Kerem’in teker-teker dişleri çekilirdi, Duyardım acısını ta ciğerimde… Sonra bir Zühre açardı En Tâhir gecelerde olmadık bir yerimde. Gözlerim ışıktan iki anahtar; Gece zindan, Yusuf yorgun, vakit dar… Giyindiğim korkular bir dehliz kadar dardı, Züleyha’nın soğuk eli derimde Bir solucan gibi hep bıcırdardı… Diz çökerdi önümde bir kara dev, Bir avucunda gözlerim, bir avucunda Kafdağı; Kaçardım danaların girmediği bostana… Çıngırdardı ardımdan korkunun çıngırağı: Dandini! .. Dandini! .. Dandini! .. Sonrası dastana… İğneye tırmanıp yıldız toplardım O elimin ermediği göklerden, Düşlerimin yarattığı destana… Kırk deve yüküyle gelmekte sesim Ayağımın değmediği o yerden Kervan uğramayan bu bedestâna…

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.