Emek - Ekmek

Ş Şadi Ünal Şadi Ünal
0 Altın Yaprak
Bakır yüzlü adam, Gözleri mızrak gibi çakılı bulutlara, Gençliğini düşünüyor; Tarlasında öküzleriyle, Kara sabanıyla,çorak topraklarla boğuştuğunu, Altın başaklarla tırpan elinde vuruştuğunu, Güneşin kavurucu sıcağı altında... Beş kenarlı yamalı şapkası Ve de toprak testinin serin suyu olmasa... Başak yığınlarının gölgesinde Bulgur pilavı bir de kuru soğanı; öğle yemeği, Kağnı gölgesindeki yorgunluk uykusu... Hani akşam olunca Boz eşeğe heybesini atıp, Tırpanını da omuzuna koyup Köyün yolunu tutmanın mutluluğu... Ah! sabah olunca Eline yoğurtlu dürümü alıp, Eşeğine binip tarlanın yolunu Tekrar tutmak olmasa... Daha harmanı, döveni, tınazı... Gaz lambasının solgun ışıkları altında, Kerpiç duvara sırtını verip Yine bulgur pilavı, yanında ayranı Şöyle bir karnını şişirip, Bir de tütün sarıp Derin bir nefes çekişi vardı ya Değme gitsin keyfine. Dinç mi dinç di artık. Ama öküzlere de saman verilecek? Hadi onu da avradı yapsın, Bir de su kaynatsın tandırdan... Güneş sıyrıldı bulutlardan, Gözleri kamaştı, gülümsedi Buruk mu buruk... Gideli çok olmuştu avradı, Çoktan toprak olmuştu. Şimdi oğulları, gelinleri, torunları vardı. Ne tadı kalmıştı, ne de tuzu dünyanın, Bu kadar gelişmiş olsa da teknoloji, Traktörleri, biçer döverleri, fabrikaları, Neden asıktı insanların suratları, Depresyonlardaydı ülkemin insanları... (06 Şubat 2009)

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.