Dosta Mektup

Ş Şahin Kabakuş
0 Altın Yaprak
ey aziz dost mahreme tabii olan insanlar değil, duygularıdır duygular açıkta kalırsa evrenin yüreğinde bir vaveylaya düşer ki; sorma kar önce ona yağar, uyutur diller önce onu konuşur kanasın diye ayartmak için yılanlar ağızlarından bal akıtır niyetler önce onu kuşatır sen sakladığını sanasın diye sonra da götürüp satarlar gönül pazarlarında bu bendendir deyip yanına varamazsın bulutlar bütün yağmurları ona boşaltır ve artık yaşanan öyle bir tufandır ki sen oradan hiçbir şeyi kurtaramazsın yüce bir duygu açıkta durunca en gizli ovalardan çakal sesleri duyulur çekilir gökteki kartal yerdeki leş kendi ziyafetine kurulur mezesinde sen, işkencesinde ben ve hıçkırığında bütün canlar boğulur öyle ince bir işçilik başlar ki o zaman Hiram'ı kıskandırır, Sinan'ı küstürür gerçekte ölüm yoktur ama insanı sadece bu ince işlemeli zulümler öldürür insana gelince insan o değil mi ki tanrı kendi yerine halef seçmiş de o da O'na inat olsun diye nefret adında bir görev icat etmiş kendine ama tanrı verdiği mührü almamış geri sözümden dönmeyeceğim ben seni sevdim demiş sen de ben olmak istersen eğer gel yüreğin yüreğime değsin demiş peki ya ben yemese açlıktan içmese kavrulup ölecek olan ben adımı ne koyarım sonra geri alacaksam verdiğim değeri senden yüreği yüreğime değmiş olandan çekersem yüreğimi kirli zehirli ve mundar bir vaziyette başım yukarda mı gezeceğim toprağa yazık olmayacak mı o zaman ben bu yüreğimi nereye gömeceğim hangi şerefli yağmur damlası onu filizlendirecek biliyorum ki, o zaman yıldızların en namerdi diye gökyüzüne her bakışında ben aklına geleceğim eyvah üstelik kalleş ve üstelik siyah! Ey aziz dost sen olduğun için değil mi bu sancılı ahenk bu meczupça titremeler üşümesin diye yırtarcasına çıkarıp bu teni duygularının üzerine örtmeler neredesin, bilmiyorum ama her atışında kalbini dinliyorum senin göz bebeklerimle dokunuyorum sana kabuk tutan kırgınlıklarını törpüleyip açığa çıkan yaralarını öpüyorum dudağıma kan değil can bulaşıyor gecenin en karanlık çağını imbiklerken gözlerim bakışlarımı postacı tayin ediyorum sana ve şimdi o postacı benden sana sevgiyi senden bana aydınlığı taşıyor söz olmuşluktur, biliyorum sözün çığlığa dönüştüğü yerde susmak gerektiğini de hiç bu kadar sessiz olmamıştı her şey şimdi başım önümde seni dinliyorum 2009 Antalya

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.