Ölüm Destanı
S
0
Altın Yaprak
Ölümün fısıltısı karşısında titrer bir kadın gibi suskun ormanların derin karanlığı
deriden bir çanakta saklanan ruh soluyarak kuşkulu mayıs tohumlarını
Kudurmuş bir ayaz gibi sökün edip kanatlayarak dalar toprağın karnına
Gökyüzünün anaforlarını tutan yazgı ey büyük tümce! Ey safir kuş sen acı bana.
Madde ayrılırken gerçek kuşkusundan doğurur salyalı ağaçların gölgesi arafı
Alevli kanatlarını gererek gökyüzünde dağılan ayak izleriyle Yakup merdiveni
Toprakta sürgün veren iskeletime dokunur cemreli dudaklarıyla sevgili
Gökyüzünün anaforlarını tutan yazgı ey büyük tümce! Ey safir kuş sen acı bana.
Şakağım dağlanırken mülteci yangılarında dipsiz cehennemin
Üzerime çöker rutubetiyle bir fahişe gibi inleyen laneti kavimlerin
Uğultular….uğultular… yabancı ıslıkların yenilgisiyle başlayan cinnetimin..
Gökyüzünün anaforlarını tutan yazgı ey büyük tümce! Ey safir kuş sen acı bana.
Boş sarnıçlarda kısır solucanlarla sevişen korsan tenyalar gibi
Azotlu dudaklarımda ekim ihtilallerine düşkün soysuz kan bekçileri
Kalır gudubet yalazında ağustosun tetikçisi Lehté kadar sinsi
Gökyüzünün anaforlarını tutan yazgı ey büyük tümce! Ey safir kuş sen acı bana.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş