On Kasım Bin dokuz yüz otuz sekiz Tüm millet boyandı zift karalarına En ulu Türk yüce Atatürk kapadı gözlerini Şanla, şerefle yürüdüğü hayat yoluna…
Yetim çocuğun yüzünde ki hüzne dönüşmüş Ömür saatimin akrebi yelkovanı Artık bana küsmüş Son zil çalacak biliyorum…
Kan ter içinde uykuların bölündüğünde Yüreğinin ta derininde tarifi imkansız…
Kanımda zehir gibi dolaşırken özlemin Kangrene dönmüş nefes almaz ciğerim Solmuş bir resimdir koynumda gizlediğim Bilirim sevmenin bedelidir ödediğim…
Gecenin matemi çökmüş;bitkin bedenime Bir el ver desem vermezki;biçare Avutsam da kendimi mazideki günlerle Sevincim kilitlidir en mahrem köşelerde…
Çapsız sevinçler güncesinden dökülür Sıfırı tüketmiş umudun son nefesi Sırtının kamburunda kendinden ağır gelir…
Avuçlarım kanıyor günbegün Her gün dünden beter zulüm Çatlamaya yüz tutmuş Artık sabır taşım…
Ah bilsen sana nasıl yollardan geldim Terimin tuzunun yandığı çöllerden Sularının tersine aktığı Dilin lal olup yüreğimin çağladığı…
O kadar zor ki sana ulaşmak Seni yaşamak Seninle ömrü paylaşmak Uçurum çiçeğim benim…
Gün doğdu yine Yine davetkâr gözlerle Kanatlanır uçarsın…
ANLATTIĞININ ISRARLA ANLANMADIĞI ANLARDA ANLAMSIZLAŞMADAN;VAZGEÇMEMEK GEREKİR
Damarımda akan kan gibi muhtacım sana Beşinci mevsimim buz keserim bakışında Beni kör kuyulara atıp soluksuz bıraksan da Aşığım ben can parçam biraz anlasana…
Hani bir şeye uzanıpta alamazsın ya, Sen yaklaştıkça uzaklaşır ya Hani arkanı dönsen de Gölgene basamazsın ya…
Kanat çırpmakta umutlarım geleceğe Düşünüyorum ama bu aşkta mantık nerde? Yüzünde eski aşkların acısı debelenmekte Çıldırmanın eşiğindeyim yarab;…
Aşkın rüzgârsa savruldum Savruldum savrulacağım kadar Yolunu izini bilmediğim diyarlara Gözlerini pusulam yaptım da…
15 / 153 gösteriliyor