Eski, kırık dökük, Paslı oyuncak edasında, Damlayan musluk ritminde, ayrılık giyinmiş, Ve çay tabağı kenarına yapıştırılmış sakız yumuşaklığında,…
Aşk bize gülmüyor artık Batırmıyor melekler oklarını kalplerimize Ki kalbin ortasından geçen oklar, Fen defterinde kaldı…
Ben gelemeyeceğim Azrailciğim… Bekleme beni bir kaç çok yıl Daha aşık olacağım…
Bir boşluk Benim değil dünyanın içinde Ve her vakitsiz kaybolmuşluk Sadece benim değil herkesin sorunu bir bakıma…
Bir deniz hatırası Biraz yosun biraz kandamlacığı Biraz işkence biraz çığlık Biraz haklı direniş biraz umut…
Bu gece Seni uyandırmadan Balinalı uykundan Sessizce…
On beş dakika içinde kalkacak otobüs Yani gelip beni durdurmak için Çok az bir zamanın kaldı.…
Oğlum, Sen daha doğmadın Bu yüzden rahatca atıp tutuyorum.. Annenle tanıştım bu gün…
İlkokul dediğin, Lastik ayakkabı Yıpranmış kösele yamasıydı hayat tahta sıraların çivilerinde Boyum yetmez acılarımı yazmaya…
sakallarım saklanmaz olunca yüzümde büyüdüğümü anladım!!! oysa daha bir avuç dolusu misketim vardı,, eskitemediğim!!…
Aşkım,, --neden bilmiyorum Sana yalan söyleyemiyorum ……
Beni sana şarkılar âşık etti Gelmiyordun aklıma pek İstemiyordu artık hücrelerim seni Bol güneş alan bir hayatta, yeşil çayırları düşlüyordum ben…
Martılar geçer yanı başımızdan Her yolsuzluğumda Bizimkide göz ama onlarınki kadar sevilmez Ne zaman biteceği belirsiz yelkovan sesimiş hayat…
Sen şimdi uyu Ben beklerim geceyi Sen rüyalar görürken Ben senin gördüklerini çizmeye çalışırım camın buğusuna…
Uyusamadık.. Söyledigin gibi.. O, villaları seçti, Ben hala sokak kedisi……
15 / 16 gösteriliyor