Sudaki Anka

T Tuğrul Tanyol Tuğrul Tanyol
0 Altın Yaprak
biz bülbül-i muhrikde mi gülzâr-ı fırâkız âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden II. Selim özlemin soğuk kışı, ırmağa karışan arzu dallarda, üşüyen kanatlarından soyunmuş sudaki billuru düşleyen ankâ seslerimiz seslerimizi arıyor uzaklarda ardımızda uzanan yollarda unuttuğumuz kayıklar dolusu altın şarkı, mücevher, akik ve kehribar ırmağın usulca yüzdürdüğü eski bir şarabı taşıran esrik anılar bahçelerden akardı ince bir kanûn renginde güller ve güllere sürtünüp tutuşan rüzgâr ağaç yağmurun biçimini alırdı uzaktan baksak yanılırdık günlerin karaya çıktığı yerde dururdun sıcak falında izlerin ve kumun bir ses bir sese yansıtırdı pırıltısını bir dağ bir dağı gölgelerdi ve o ıssız sürünün tozları dağılınca başlardı gün uzayıp giderdi yollar boyunca ağacın ağaca fısıldadığı sürgün zaman sesini yükseltiyor şimdi seyrelmiş otların arasından kıyıya yanaşan kayıklardan iniyor kalabalık, gölgesini ardında bırakıp usulca bir imgeye dönüşüyor ırmağın buzları erirken ötelerde son kez dönüp bak, geride bıraktığın izleri topluyor çocuklar eski bir evden, zümrüt bir kuleden sevdiğimiz ve unuttuğumuz kadınların sözlerini uçuruyor rüzgâr yaşamın acısı geçmiş buradan bir iz gibi sürüp toprağı geçtik biz de çatısında binlerce ses çınlayan o ıssız geceden karşılamak için seni: bilinmeyeni artık susmalıyız, konuşsak bile bizim acımızı kim anlayabilir sen, sudaki rengine külünü savuran ankâ ırmak akıp gitti, çoktan küllerimiz küllerimizi arıyor hâlâ

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.