Okuyucusu Olmayan Mektup *2
T
0
Altın Yaprak
Ne zaman seni anlatmaya çalışsam;
Parmaklarım, kalemimin arkasına saklanır.
Suç işlemiş çocuk gibi uzun bir süre susar.
(Hayâlin dolaşır beyaz sayfalarda...)
Dağ gibi kalemimin arkasında titrer parmaklarım.
Sevdanın ateşiyle kendine gelir.
İliklerine kadar aşkınla dolar.
Mürekkebin son damlasına kadar seni yazıp durur.
Ne zaman gözlerini anlatmaya çalışsam;
Nefesim kesilir, susarım sevdana...
Bilirim! ...
Bir gözbebeğinden diğerine kayıp giden yıldızım.
Ve unutamam gözlerine vuran tek ışık olduğumu.
Ne beni, ne de kendini karanlıkta bırakmamak adına
birkez olsun kapatmazsın gözlerini.
Kurur aşkın pınarı, akıp gitmez sevdaya...
Bir şelâlenin koynuna düşmüş bir taş gibi yerinde ağırlaşır sana sevdam.
Senin için yaktığım ateşin mavisinde,
taş kesilen yüreğim kum tanesi misali
binbir parçaya bölünür.
Her birinin adı; adı konulmamış her şey olur.
Yokluğunda her biri yüreğimi onikiden vurur.
Ne zaman ellerini anlatmaya çalışsam;
Nisan yağmurunu özleyen ağustos böceği olurum.
Neye dokunsam, yitirir anlamını hislerim.
Duygudan yoksun, duygusuz olurum.
Ellerin dokunmaya görsün! ...
Bir volkanın ortasına düşmüş,
bir yağmur damlası gibi hissederim kendimi.
'''Suda yanan ateş''' misali eriyip, buhar olurum.
Avuç içinde büyürüm.
Göz yaşında filizlenir tenim.
Ellerinde gül olurum, yokluğun dikenimdir.
Sende açar, sende solarım...
Ne zaman dudağını anlatmaya çalışsam;
Her gün güneşle sevişmiş gibi olurum.
Yaramaz bir çocuk gibi iki dudağının arasında köşe kapmaca oynarım.
Yorulduğumda; dudak kıvrımlarının arasına kıvrılıp uyurum.
Kulağıma adın fısıldandığı günden beri adını taşıyor ve seninle yaşıyorum.
Ey Sevdiğim! ...
Ben; sen kokarım, sense AŞK...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş