Sen Yemen çöllerinde açan güldün Bir vahaya düşmedi yolun Leylaydın, Aslıydın, ay Perisiydin Ne Kerem düştü payına ne de Mecnun…
Bu telefonlar olmasa anne Ne güzel mektuplar yazardım Uzun uzun anlatırdım Anne yoksunluğunu anne…
Ah anne geldi yine mayıs ayı Gurbet akşamlarının olmuyor sabahı Dinmiyor gönlümün hasret çığlığı Devran dönüyor ufuk kararıyor anne…
Zaman günlere günlere böler hayatı Günün içinde anlar krulur Anlar üstüne nice romanlar yazılır Her biri fasıllara bölünür…
Sözüm var kahrım yok canana Çileye alıştım derdim sitemden yana Fizan yakındı bağdat virane Düştüm kalktım yar yine bigane…
Akşamüstüdür vakit Güneşle gölgenin son dansı sahnede Ufuk kızarır sonra herşey kararır Tutar elinden gölgenin ay ışığı…
Buchen bir küçük şehir Üçbeş cadde büyükçe bir kilise Okul yolunda küçük bir dere Ördekler süzülür gezerler içinde…
Ay ışığı vurur karanlıkları Yırtar gecenin matemini Ve bir çocuk sayar yakamozları Ardından bir gemi yanaşır rıhtıma…
Fesleğen kokulu çevliklerde Gezip tozsanda gelseydin Sürüklenip peşinden ahular Deniz kokulu püfür püfür esintilerle…
Gurbette bayram bayram değil hicrandır Gözler uzaklarda kulaklar telefondadır Adı bayram olsada nesvesi gamdır Sazlar çalsada sazendeler bahtsızdır…
Yoktun uzaktın her aradığımda Yordun zavallı gönlümü yandığımda Soldun seni yangınlarda bulduğumda Yabangülüydün toplayıp deremedim…
Laleler ektim bakarsın diye yollarına Katlandım türlü türlü nazlarına Koşa koşa gelmesende benden yana Yalanda olsa meramın yeter…
Sıla sıla diye dövündüğümde Medet kapılarından kovulduğumda Elinden bir sıcak şifa umduğumda Geçmiş olsun de gelmesende olur.…
Haberin olmuyordu Sana olan tutkumdan Kimseler okumuyordu Sana yazdığım şiirleri…
Ormanlara düşmüştüm Oradan oraya koşuyordum Budanmıştı bütün dallar Çalılara bile tutunamadım…
15 / 19 gösteriliyor