Çöplükte bir insan cesedi, Bile bile yolunu düşürmüşken, Ve ekmek aramazken, Vasfını yitirmiş renklerin arasından bir el uzansa tutar mısın?…
Her sabah aynı köpek sıvanır ayaklarıma. Aynı çöpçüye selam verir, Hep aynı köşede, aynı şarkının şiirini mırıldanırım. Ve aynen yakınırım aynı günlerime.…
Üç küçük çocuktu onlar. Elleri narin, gözleri mahmur. Bir düşün uyanışıydı her biri. Açlığın ve hüznün ortasındayken yüreklerimiz.…
biri biter diğerini yakarım umutlarımın. ucu ucuna, nefes nefes tükenen.…
bir kelepçeydi gidişim cezaevi kokusunda ranzam son demleri çekilmiş hayatın sigaram, bir alevin mahkum edişi gecelere…
Bir kitabın arka yüzünde açıklandı koca hikayem Ve beğendirmek zorundaydım tek DNA'mla bütün biyolojimi Satamazdım yoksa düşlerimi Kapağımı beğenen aptalları saymazsak…
Hüzün yağdı sabahıma Ölüm yanıbaşımda avlandı bu sabah Kolları açılmıştı iki yana…
cebimde bir nefeslik sigaram tütün serpilmiş yüreğime her hatırlanışında tutuşan, büyüyen alevim ve avuçlarında bıraktığım gençliğimdi kederim…
Sen de düşmeyesin. Yürüye, düşe, kıvrana, öğrenmişliğin öğüdü. Hani böyle yazılmaz belki başkasının içine tükürmek. Yola, taşa, sancıya borcumdan olsa gerek.…
Bütün kargaşa damarlarımda şimdi. Sokak sessizce sıvanıyor papuçlarıma. Kıvrak, soğuk, yılan gibi. Bir şarkı bitmeden yuhalanmamak tembihlenmiş kaldırımlara.…
Kokuşurlar, biraz sallanıp düşeyazınca. Bölüşürler, yorulmuşluktan bitirircesine soluyunca. Çırpınırlar, uzayıp gidenin sonunda, bir akşam, bir sabah, bir de tabut üstü.…
Evler çok küçükler Büyüdü alevler Tutuştu bedenler…
Bir resim çizmelisin Siyah bir kağıda Simsiyah bir adam…
yaslı kışın son günleri yaşı gözünde hüznün güneşi isyan gecesi zindan…
Ben sonuncuyum, İyinin ve yalnızlığın arasında. Gökten yağan son alev topu,…