Bir Aşk Ki

V Vedat Koparan Vedat Koparan
0 Altın Yaprak
-Benim Hiç Evim Olmayacak Anne/ Damsız Gökyüzü Altında Koca Dünyayı Ev Edindim- Bu öyle bir aşktı ki yaşama tutunmuşluğun dar vakitlerin geçitlerinde Ne sarmaşığın dolaşık yeşil haliydi balkonda, nede bir aşk yitimiydi berbat geçen iç kırıklıkta Kirlenen beyaz mavi bulutlarda kuşların özgürlüğe kanat açması inatla çağlamasıydı Zaman acımasız arsızdı, atmaca vuruyordu karaltısını sırnaşık saldırganca Bir balondan izleniyordu yeryüzü, yaşam cenderesinde dar alan teorileri sıkboğaz geçitti Gökte uçuşuyordu toz zerrecikleri, ışık şöleninde geceler puslu yıldızlar ve ay kırıktı Riyakârlığın kol gezdiği irin kokuları içinde Kendini kemiren gün be gün içten içe bitiren İsyan büyüyordu çarkların son hızla dönüp öğütülüşünde Daralmanın verdiği bir iç küskünlük hesaplaşmasında Dünya dört başı mahmur kırılgan bir zeminde ülkeler krizlerde Yaşadığı kentin atıllığında işinin bozulmasıyla alt üst olur yaşamı(ları) (Biliyordu milyonlarca insan aynı durumda yek ekmeğe muhtaçtı Ülkenin parasının değeri sürekli düşerken İşsizlik dört bir yandan ahtapot gibi sarmıştı Tüketilen tüm maddi gereksinmeler habire pahalılaşmakta Öte yandan alım gücü -ücretler alabildiğine düşük hiçbir standart yoktu Ve gün be gün kanıksanıyordu tüm bu olumsuzlukları çeken, yaşayanlarca Kan deryası suskusunda uykular suyolunu ararken arklar tıkalıydı Hastanelerde insanlar rehin kalıyor ilaç alamaz duruma düşerken Saatlerce tedavi olmak için bekliyorlar, kendi emeklerinin alın teri olan parlarla yinede doğru düzgün tedavi olamıyorlardı, okumak bir eziyet halini alırken Haraç mezat ruhlar, ülke zenginlikleri -kamuya ait olan ne varsa satılıyordu Her şeyin parayla ölçüldüğü paranın gücüyle konuşulduğu bir kaostu İnsan yitiriliyordu bu alt üst oluşta her yer bir ateş alanı çemberinde Çeşitli manevra ve entrikalarla krizi derinleştiren unsurlar katmerleşmekteydi İşletmeler batıp kapanırken üretim daralması yaşanıyor Trafiğin keşmekeşinde yollarda insanlar bir iç savaştaymışçasına yitiriliyordu Değerlerin, insanın tepetaklak oluşunda Sanat edebiyat toplumun damarıyken kan kaybında suskun ve yetersiz kalıyor Basın taraflı çarpıtılmış uyduruk renkli göz boyayıcı gündelikçi işlemini sürdürüyordu Sözüm ona devlet istatistik enstitüsü vardı! Ekonomi plansızdı Bayrağına sahtelikleri çekip kargaşa işleyişin ruhuydu Gelip giden -değişen tüm hükümetler hiç biri köklü sağlıklı çözüm üretmiyorlardı Gelen gideni aratırken giden hep bir kambur olup yükü vurup gitmekteydi. At iziyle it izinin birbirine karıştığı bunca açmaz ve çapsızlıkta bunalan insan Yer yer cinnet geçirip en yakınına kıyabiliyor yer yer ölümü seçiyordu… Heyhat aklım gidiyor durdurun beni bir deli saçmalığının hezeyanlarında Sür mastürbasyon çekili zamanların ipini as hangi darağacı çekerse Bak gör özgür sesin dilek ağacın ne söyler) "Genel bir işleyişte yönetenler yönetemezken Yönetilenler böyle yönetilmek istemeselerde" O denli seslerini çıkaramaz bir haldeydiler Bir yanda refah ve alabildiğine israf Öte yanda açlık sefalet kol geziyordu Buna tavır alanlar her türlü vahşetle yok edilirken Zindanlarda çürütülüp işkenceden geçiriliyordu Her yerde kan gözyaşı bu toplumların yok edilişi çökertilişiydi Dünya kan kaybediyor insanlık acılar çekiyordu Bu durum daha ne kadar sürecekti sürmelimiydi? Kan içinde barsakları deşili, ölümlerle vahşetiyle gölgesiyle, bir ucube gezinmekte Bağrımızda kara saplı bir bıçak orospumu orospu bağrımızı kanırtarak yarmakta Aydınlığımıza düşen bir leke, karanlıkların efendileri çağın vampirleri kanımızı içmekte Bu ateş bu yangın bu duyuş bu dağ taş bu mavi evren bizim kazanacak yinede insan Düşünceleri, duyguları darmadağındı Düşleri uçkun savrulmaktaydı çapkın zamanın Yaşanan bu alt oluşta ekmek o denli bol iken birileri için o denli azdı Ve yaşamak için gerekli olan gereksinmeleri karşılanamaz olunmuştu. Açlar ordusu gün be gün büyürken, karanlığa, bu havada yürüyenlerde vardı Durum kaçınılmaz bir savaş hali hükmündeydi rehinlik çözülme noktasında İç denizinde esen bu fırtınada ne yaptıysa yoktu çare iğrenç bir bunaltı Medcezirlerinde kendini vuran bir rüzgârla düşen son yapraktı dalında Bir bir kırılıyordu umut ağacının dalları, yıkılıyordu güneş vurgunu dağları Kurtuluş yâda yaşama daha bir başka asılıp sarılış gerekiyordu bu açmazda.. Sızılar yürek kafesini paralarken Duymak seni acının deryasında Geçirgen duvardan duvara giden seste Alıp başımı gitsem serserin rüzgârda Hangi sokağına vurulsam şimdi Bazen sakin bazen hırçın nehirlerin akışında Hangi ağaca assam bu vurgun bedenimi Hangi kent beni böylesine alıp götürür kendine Her neye baksam seni görür Seni bulurum sevdanın ateşinde Kendi yatağını arayan Sende anlam bulan "karadul beşiğinin" doğurduğu Karanlıktan aydınlığa Yolcunum her kalkışmamda Yokluğun sağrısında Kırmızı kösnül zamanlar biriktirdim Tavukkarasının unutulmuşluklarında Geçmişinden sıyrılan çırılçıplak gecelerim Yolculuğum korkunun onulmaz duvarını yıkar yürürüm aydınlığa En vahşi çabuk bir ölümdür ağında gece tükenip gün erende Renkler sevginin adaletin savaşında zamanla dansta -Ben An be An Ölen Yaşasın Ardımda Kalan Sevdam - Vedat Koparan 27.02.2006 Karadul beşiği-Mehmet Bardakçı (Tılsım Şiirinden)

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.