ay akşamına düşer gölge gölgeyi akşama anlatabilmek dal uçlarına yürür su suları dallara anlatabilmek…
güzel bir uğulturdur sevmek çocuk da sevmeyi bilir bir döküş olmamalı ağlamak…
güzdü yapraklar döküldü dalları kurudu ağaçların…
Hüzün sürgün benimle, çaçalarda danseder, Dudaklarımı acıtır düşler, gözlerimi köreder, Felçti ellerim kuş yuvası olmadan önce Yumuşak dudaklar inceltir sözü sözcüğü.…
Elim ateşlere dokunur, kül de yanar sevgilim. Gözlerinden düş damlar, söz akar su yerine.…
Öldü Turna, salâda bahçeme çalıkuşları kondu sesleri buselik makamında…
kargacık burgacık olmuş yüzün gözlerin gitgide mucuklaşmış bacakların öyle incelmiş çarpık olan usun yitmiş gitmiş…
artık beklesen de zamanı değil hangi tohum beslenince toprağı yarıp çıkmaz hangi ağaç sürgün verip yemişlensin istemez…
Çekip gitmiş aşklar, pembeye dönmüş Kanıma karışmış gülmek İçime yapışmış acı, kar yağsın istiyorum Demiri döğen eller, kızartıyor ateşi…
Kucakta kaldı ağıt kağnıların gıcırtısında Eskimiş memeler emzirmekten bebeyi Kulak sağır yürek aşksız gözler kör…