Yârenlik
Z Zeynep Dilyare
0
Altın Yaprak
Varsın anlamasın ağyar hâlden ne çıkar?
Biz yürüyelim yine de, gözlerimiz yangın,
gözlerimiz fersiz ve sitemli…
Gözlerimizde gizli uçurumlar,
fersûdeliğimiz âşikâr…
Olsun yârenlik; rahat/sızım… Olsun…
Gündelik sevdâlara geçmedi kaydımız;
gün, delik deliktir içimizde yıllar yılı…
Dipnotumuz düşmüştür hayâta;
çekilmez çok yanımız olsa da,
yansız kalmadık zulüm terânelerine!..
Terennümlerimiz aşk olsun diye düştüysek yola ya da düşürüldüysek;
şüphesiz bundandır,
yüzümüz yere düştüğünde düşüşü yeryüzünün.
Yalımlarımız uzak kıldı bizi içine sevgi tohumu katılmamış her aştan.
Başımız aşka fedâdır, diye diye ulaştık ferdâlara.
Kim bilir kaç gün oldu yola bırakalı gözlerimizi?
Gün saymayı unuttuk sene hesâbından!..
Şimdi yangın varsa gözlerimizde,
bırak, olsun yârenlik...
Satırlar sır dolsun.
En güzel'e yolcu olalım her yolda;
varsın, taşsın yalazlar sadrımızdan!
...
Ya böyle mi olmalıydı dünyâ?
Bir müşfik anne bulduğumuzda,
koşmalı mıydık ellerine öpmek için hasretle;
zamân, ışık hızıyla devrilirken ömrümüze?..
Oysa bir zamânlar, anneler vardı ki,
şefkatleri ulaşırdı yarınlara...
Zaman mı yaşlandı ne;
yükümüze direnç katsın diye yorgunluğumuzu bileylerken...
...
Âh yârenlik;
şakaklarımda müzminleşen şarkımı duyuyor musun?
Sevdâ böyle bir şey gâlibâ;
kilometrelerin sıfırlandığı nokta...
Anlıyor musun beni?
Gece, ilmeğine geçiriyor gecikmişliğimi...
Uzaklarda olman neyi değiştirir ki?
Yalnızca, yanarım daha fazla, fazla fazla...
Füzûn bir yalnızlık olur adım,
derin bir iç çekişle Fuzûlî'yi çağırırım asırlar berisinden iliğime...
Kimse dinlemez sessizlik dinletimizi,
sen dinle yârenlik;
cân kulağını çevir de aşka,
duy gönlümüzün derûnî gâzellerini...
Ki, bir yerlerde imzân durur bilirsin!
Ama bir ses ver önce, "tın..tın.."
ayak sesin duyulsun.
Gece gözlerim yetişemiyor ihtimâllere!
Haydi bir ses ver de,sesim fezâda kaybolmasın.
Uçur sesini içimin en uç yanlarına!..
Gözlerim,gecelerce güz...
...
Muammâlığımıza mesâfeli duruyor dünyâ!
Dursun da yârenlik;
satır satır serilişimizi sayfalara,
kim anlatır hüzünbaz bakışlı ince rûhlara?
Bir bebeğin bakışından devşirip umûdu nasıl da demleriz biz!..
Topu topu terekemiz bir çuval harftir ki,
alıcı bulmaz bezirgânlarda;
bergüzârlığımız geçer kayıtlara usulca...
Sûretimiz aşka resmolur.
Terekemiz tesellîmiz.
Kimse bilmeyedursun yârenlik...
Pervânelerin bahtında bahtiyarlıktır aşk.
Vakit be vakit dönerek yanarız, yanarak döneriz...
Bir mum ağlayışıdır tâlihimizin tahlîli.
İçimdeki çığı çağır artık diyorum!
Çağlarca içleniyorum sana...
"İç" diyorum... Ve içerliyorum sessiz...
Târihleri yazmaya yetiştiremiyorum;
nasıl da akıp gidiyor ömür...
Kayıtta kalmaya kayıtsızım neylersin.
Az var bahâra; ürküten, titreten nevbahâra...
...
Kapılar ardında küçük bir kız çocuğu gibiyim yârenlik...
Zulamda hüzün ve hasret...
Azığım, göz yaşından ibâret...
Ne çok ırak kaldık visâl muştulu rüyâlara!
Ve üstelik yeni bir bahâra az kala,
cemre olup düşesim geliyor havaya,
suya, toprağa…
Yorgunum yârenlik;
tek ateşlik topum.
Şu'le şu'le şerholma vaktidir!
Ağır bir kış geçip giderken ömrümden,
ağrılı kalırım kış uykusundan kalkmamış gözlerime.
Ve kalakalırım göz önünde bir güz hânendesi gibi hâreli…
…
Bizde mevsimler içte yaşanır yârenlik…
İlkbahar: düş.
Güz: düşüş.
Yaz: yanışın rengi.
Ve kış: harmanlanan armoni…
Bahâra çok az kaldı yârenlik;
azalıyorum, az alıyorum şua'sını umûdun…
Levhâ levhâ asılıyor her ânım.
Ne çok zamandı ardımızda kalan;
şirâzesiz defterlerin
ciltsizliğinde şerhâlandım…
Bahâra az kala yine yaralandım…
Ağyar anlamasın hâlden de;
sen anlayasın diye,
bunca satırların sütunsuzluğunda kaldım.
Aşka daldım bir küçük düşte,
mâzur görülmemi diliyorum her düşüşümde…
Ve yeni bir nevbahâr girişinde,
intizârımdır sana armağanım…
Yârenlik
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş