İhanetimizin adıydın İstanbulaffetmiyoruz kendimizi... Şimdi gönlümüze kaldırımları basıyoruz Sokak lambaları dileniyoruzsiyahı renk edinmiş gecelerinden En kuytularımızdaki ahvali…
Bir ölümlüktü yani. Bir kere canın çekilecekti tırnaklarından yukarı, topu topu tek nefes tutulacaktı. Gözlerin kuruyacaktı, kanın sızmayacaktı,…
kırkayaklar geziniyor izsiz gecelerimin içlerinde her adımımda…
G/izini sürdüm… Saçları dökülmüş ayrılığın, gözleri haki. Seni görmek istediğimi bilmiyorum, uyu/yorum yüreğimin üstü açık.…
tescilli deliliğim... an… Çoğul yanlızlık rahilarının sindiği o metruk aşkların aforoz anı.…
Bu gemi nereye gidiyor usta? İçim boş, gemiler boş... Zamana dolandıkça tekliyor hayat.…
kapı tokmakları yankılanıyor içimdeki boşluklarda.. kulaklarımda isinin sindiği garip uğultular.. hani gidişin hep hoş karşılanacak kadar asil durmalıydı ya üzerinde..? öyleyse, ya…
(bana en büyük ihanetin, kalbinden geçirip bilmediğim) Bizim güzlerimizin saçları kısaydı hep. Yarının adı dündü. Ağlamıştım da bir kuş ölmüştü.…
Korkudan korkak yürek aralarıma ilişip, bir lokma cesarete binbir gece iç kanaması dinmeyen aşklar peydahlayanım sendin.. Köşelerinde sahipsiz kahkahalar sürprizleyen…
Tensel bir yangından arta kalan , düşsel karaları çaldım gözlerime,, yokluğunu hoş görmeyeceğim işte..!!…
bu sevdanın mührü basıldı! çekti ilmeğini kent.. ve aşk.. asıldı..…
Kan damladı gökkubbenin şakağından yazgıma… Bozuldu düşüm… Bir nefes lazım şimdi bana ölmek için……
kimsesizim … ve düşünce /siz… Üşüten bir mum alevi gece……
yüreğimin traverslerine, yarınını hiç bilemiyeceğim adreslere yanık düdükler çalan kentinin rengini giymiş bir trenin vebali yükleniyor şimdilerde... henüz 18 inde özgür olduğu ye…
sana bir aşk borcum olsun bana ödendiğinde… saçlarımın ivlerinden sızan kanım alnımdaki kırıkları yol ediniyor kentine. kızıl yaşlar bekliyor renksizliğin.…
15 / 19 gösteriliyor