Olmadı
A Abdulaziz Baltaş
0
Altın Yaprak
Üzülerek söylüyorum sevgilim, ama olmadı…
Yapamadık.
İkimizde sevdik birbirimizi…
Âşık olduk… Seviştik hatta…
Ama,
Yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.
İkimiz de biliyorduk yürümediğini ancak, seviyorduk da ayrılamıyorduk.
Sen kendi bildiğini yapıyordun ben kendi bildiğimi...
Belki biraz özveri gösterseydik olacaktı…
Lakin yapamadık.. Ve Olmadı..
Her küçük şey de tartışıyorduk.. Birbirimize durmadan bağırıyorduk..
Bağırmayıp da dinleseydik yapabilecektik…
Dinleyemedik birbirimizi… İşte, olmadı..
Birbirimizin kusurlarını hep ortaya döküyorduk.
Görmezden gelseydik ne olurdu..
Kusurlarımızı dökmek yerine, onlarla var olduğumuzu anlasaydık olacaktı..
Anlayamadık.. Ve Olmadı..
Sen beni kendine benzetmeye çalışıyordun, ben seni kendime…
Değiştirmeye kalkmasaydık, olduğumuz gibi kabullenseydik başaracaktık. Beceremedik… Ve Olmadı…
Kendi kültürlerimiz arasına sıkışıp kalmıştık. Senin yaşadığın kültür bana uymuyordu. Benimkisi ise hepten uymuyordu… Kültürlerimizin sınırlarını aşsaydık her şey çok güzel olacaktı…
Aşmadık.. Ortada kaldık. Ve Olmadı…
Sen bildiğin konularda beni ezdin. Ben Fırsat bulduğum zaman seni ezdim..
Bir türlü bencilliğimizden kurtulamadık..
Kurtulsaydık… Güzel günler çok yakındı.. Ama Olmadı…
Birbirimizi çok kısandık. Bu kıskançlık kendi güvensizliğimizdendi. Ve birbirimizi öyle zannediyorduk… Yanlış anlamışız..
Doğru anlayabilirdik… Ama olmadı…
Hep karşımız kabahatliydi. Kendimiz de hiç suç yoktu… Belki suçu biraz kendimizde arasaydık… Kendimizin de suçlu olduğunu itiraf edebilseydik…
Her şey düzelecekti.. Ama olmadı…
Dara düşünce korktuk, birbirimizi kollamamız gerekirken, biz kendi başımızın çaresine baktık… Bunun çare olmadığını önce anlayamadık…
Anlayabilseydik… Olacaktı.. Ama Olmadı…
Daha yolun başındayken… Geleceğimizi tartıştık… Hep oluşacak sorunlardan bahsettik… Geçireceğimiz güzel günler aklımıza bir türlü gelmedi…
Konuşsaydık eğer, görebilirdik ama.. Konuşamadık.. Ve Olmadı…
Hep yan yana idik. Ne sen beni özlüyordun, ne ben seni. Hasret kalamıyorduk birbirimize… Tenine, gülüşüne hasret kalmak isterdim.. Birbirimizi özlemeye fırsat veremiyorduk.. Verebilseydik.. Güzel olacaktı.. Ama Olmadı..
Birbirimizin her şeyini öğrenmek istiyorduk. Her şeyi söyleyince de Kendimize ait bir yerimiz kalmıyordu.. Kendi içimizde sığınacağımız bir limanımız kalmıyordu. Bu ayrılığa sebep oluyordu… Açmasaydık o kadar yüreğimizi, saklı kalabilseydik merak etmeden sevebilseydik, olacaktı… Ama olmadı..
Sen konuştukça ben korkuyordum… Seni sevmemekten korkuyordum… Konuştukça yüreğim senden uzaklaşıyordu. Ona söz de geçiremiyordum.. Hak veriyordum çünkü.. Az konuşup çok sevseydik… Olacaktı.. Ama olmadı…
İşte böyle sevgili… Yolunda olmayan bazı şeyler vardı… Sen ve ben.. İkimiz de yanlıştık… Belki bu aşk yanlıştı. Ama inan hiç pişman olmadım… Yaşadıklarımız güzel şeylerdi… Senin güzel tenin, gülüşün… Hele o kocaman kocaman ela gözlerin ve kulaklarının arkasına düşen kısacık saçların.. Her şey çok güzledi… Seni ilk görmem, sinemada ilk el ele tutuşumuz, seni ilk dudaklarından öpmem, sevişmelerimiz, geceler boyu yan yana, yana yana uykularımız… Senin ağlamaların, senin derdin, senin hüznün… Benim her şeyimdi… Sen benim her şeyimdin…
Sen benim hem annem, hem babam, hem çocuğumdun… Kucağında yatıyordum.. Sen başımı okşuyordun… Ben usul usul yatıyordum.. Benim elbiselerimi giymeyi severdin. Her birinde kendi kokun vardı… Bu yüzden hiç çıkarmazdım üzerimden. Hele o yemeklerin… Yakardın çoğu kez ama inan en güzel yemeklerdi benim için.. Çünkü sendin.. Senin yemeğindi..
Sen nerden bulduysan "al yazmalım" filmini getirmiştin.. Sabaha kadar on defa izlemiştik.. Sen demiştin… "biz ayrılmayacağız" diye… Ben "ölümden öte hiçbir şey ayıramaz bizi" demiştim…
Evet sevgili… İşte ayrılıyoruz… Filmdeki gibi oluyor her şey… Keşke olmasaydı…
Keşke ölüme kadar devam etseydi… Ama işte, yalan çıktı sözlerimiz… Birbirimize ilk ve son yalanımız…
Ben gidiyorum… Belki bir daha karşılaşmayız.. Ama inan sen benim en sevdiğim kişiydin… Ve hep öyle olacaksın.. Yaşadıklarımız senden bana yadigâr kalacak… Seni bir muska gibi, inancım gibi yüreğimde taşıyacağım…
Gidiyorum işte… Yüreğim paramparça… En büyük parçası da sen, en küçük parçası da sen… Olmuyordu sen de biliyordun.. Böylesi eminim daha iyi.. Sen benden çok daha iyilerine layıksın…
İçimde bir ateş var sanki… Durmadan yanıyor. Bir ölüm kederi var üzerimde… Bu mektubu bitirmek istememem de bundan… Biliyorum ki bu mektup bitince benden de bir parça ölecek…
Sana son sözüm sevdiğim… Umarım benden sonra da benden önceki gibi mutlu olursun… Umarım hayat karşına, seveceğin ve seni çok sevecek birilerini çıkartır… Umarım hayatta hiçbir zaman üzülmezsin, üzmesin… O gülümsemeni, hele o gamzelerini yüzünden hiç eksik etme…
Mutlu ol sevgilim mutlu ol yeter… Bu, bana yeter…
Hoşça kal…
Adam bu sözleri yazdıktan sonra kapıyı çekip gitti… Masanın üzerinde bir şişe vardı.. Şişenin dibinde bir damla rakı… Ay pencereden içeri vuruyordu… Kadın adama bir hediye almıştı… Yoldaydı.. Koşa koşa yürüyordu… Acele eve yetişmek istiyordu… Heyecandan içi içine sığmıyordu… Kadın, küçük ama sevimli evlerinin önünde durmuştu… İçerideki radyo açıktı.. İbrahim Tatlıses "mutlu ol yeter" diyordu… Kadının elindeki hediye yere düşmüştü… Adam ise iki dakika önce köşeyi dönmüştü… Kadın merdivenlerin üzerine öylece oturdu… Adam bir şeyin yere düştüğünü duydu ama yoluna devam etti… Bu ayrılığa bir tek ay şahitti...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş