Yalnızlığa

A Adem Kaltar
0 Altın Yaprak
Yalnızlığa… Odamdayım, pencere kenarında Nazarım hayata, insanlara O kadar yalnızım ki Loş odada bir hayalet Bir ölüyüm canlılar içinde Ruhsuz bir resim duvarda Ağıt yakan yalnızlığa… O kadar ümitsizim ki Üstüme geliyor binalar Çöküyor tüm hırsıyla caddeler üzerime Düşüyor bir gariplik içime Bir ürperti alevleniyor tel tel Kalbimin derinliklerinde… … Soruyorum kendi kendime İçindeki öteki ben e Neden bu yalnızlık Penceremdeki demir parmaklıklardan mı? Hayat okyanusundaki ağlardan mı? Takılmışım ağlara, Bir meçhul okyanusta Çıkmak mı, çırpınmak mı? Dönüyorum geçmişe sessiz bir melodiyle Yine yalnızlık, gurbet içinde gurbet Bir öykü gibi geçmiş yıllarım Önümde eski resimlerim Yarım kalan mektuplarım Sanki bir masal diyarındayım… Tütüyor gözümde, duman duman bir mazi Gömmüşüm eskiyi içime Gurbet misali Takılıyor gözlerim bir an Pembe perili sokağa Oyun oynayan, çığlık atan çocuklarda Kendimi görüyorum Çocukluğumu hissediyorum tüm saffetiyle Hülyalara karışmış buğulu günleri Anılarla sarmaş dolaş olmuş demleri, Büyülü dünyamı görüyorum… Bir ah çekiyorum sessizce Tutuşuyor yanar dağlar Yanıyor ciğerlerim… Dönüyorum kendime sessiz bir melodiyle Yine yalnızlık, gurbet içinde gurbet Bir öykü gibi geçmiş yıllarım Önümde eski resimlerim Yarım kalan mektuplarım Sanki bir masal diyarındayım Ne ölüyüm ne hayattayım Bu koca kentte inzivadayım Hayaller şehri İstanbul'dayım Efkâr dağıtıyorum Hazin şarkılara eşlik ederek Çıkıyorum özgürlük meydanına Yürüyorum koca kalabalıkta yalnız Bazen bir göze takılıyorum Bazen bir hülyaya Bazen yaprak rengi bir bakışa Bazen uçsuz bir deryaya O kadar kimsesiz ki Koca mahşerde bir hayalet Bir ölüyüm canlılar içinde Yürüyorum Bakırköy sahilinde Koca kalabalıkta yalnız… Karışıyorum kalabalığa… Sükûn bulmuş adımlarla Mendil satan çocukları Bankta hülyalar kuran çılgınları Yem atılmasını bekleyen güvercinleri Ve hayatta kalmak için Dalgalarla yarışan martıları görüyorum Hayatı görüyorum mavi, yeşil Hayatı özlüyorum… Ve bir ezgi terennüm ediyor Kanunun tellerinde Söyler bir şiir gibi Bir hayalet yürür meydanda Hapsolmuş kadim handa Hasrettir hürriyete Bürünmüş kemiğe ete Gezer beyhude âlemde Yalnız desen yalnızdır Sessiz desen ıssızdır Bir şarkı kadar coşkun Bir suret kadar suskun… Yürüyorum Bakırköy sahilinde Koca kalabalıkta yalnız Bazen bir göze takılıyorum Bazen bir hülyaya Bir şiiri yaşıyorum ışıltılı göz bebeklerde Bir şiiri yaşıyorum mavi dünyada Rüya şehri İstanbul'da… Bir şiiri yaşıyorum Hayat saçan kirpiklerde Bir şiiri yaşıyorum Çocuksu gülümsemelerde Bir şiiri yaşıyorum Sevda kokan simalarda Yürüyorum insanlar içinde Ürkek ve yabancı… Bir rüzgâr okşar saçımı Bir bakış dokunur içime Çakılır bir zıpkın Sinemim en hassas yerine… Bakırköy'de bir yalnız adam Gözleri toprak rengi Bağrında öksüz sevgi İçinde hayat cengi Dünyası valizinde Bilmiyor nereye gider Ne yapar, nasıl eder Yürüyor sessiz sessiz… Yalnızım bu şehirde dostum yalnızım Koca dünyada olduğu gibi Bir sırt çantam Bir volkmenim Ve içimi döktüğüm şiir defterimle Yürüyorum Bakırköy sahilinde Sessiz kimsesiz… 22 Mayıs 2004 Bakırköy İstanbul

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.