Veda Bozlağı

A Adnan Durmaz
0 Altın Yaprak
ben senden gidiyorum kirpiklerinin ucunda biriken nemden batan günün son ışıkları uzaklaşır dağların yamaçlarında karalanır gölgeler ve ıssız akşama karışır öyle her gece başka bir düş bulur kendine zaman uzar gider - acılar aralanır kederli koynundan sıyrılıp şarkıların ve günün bir yerlerinde yazılan hikayeden yurdunu bulamamış kahraman uzaklaşır aktı mı dağları taşları sürükler çimenli hayallere çümkü delidir gönül ve unutkandır insan silinir nice suret kalbimizin haritasından Anımsanmaz bir daha tutku ömrü azımsar sığdıramaz hiçbir yere aşk sandığını ve kırılır hışımla tuttuğu kelebeğin kanadı ben çıkıp gidiyorum hikayemden yanlış bir romana girdiğini bilir aslında kişi hesapsız kitapsız duruşlar yontmalı içime bakan gözler sözlerin çimenleri altında akıl suyu akmamalı değilse ben kalırım orada tipiler tam ortasında bir aşktan düşürülmüş yitik olarak insanlardan atılmış kağıt bir mendil belki gecem soğuk ben üşürüm yurtsuzluğun duldasında hüznü giyinip sırtıma bize ait değilmiş diğer yarımız götürecek bir şeyim yok bir bakışın aslını araştırdığım onca zamandan molozlarımız başkaymış küt kırıklarımız bir yaraya dair söylenen sözler gizli orospuluklar taşımamalı bir aşk romanında kahramanlar sarılıp da boynuna hülyalar çoğaltırken poposuyla nü pozlar vermemeli röntgencilere çiğ etin haritasını çizmemeli üzerine namus sandukalarının bir aşk romanında olmamalı saklanan alışkanlıkların kirliliği çünkü kokar kir gün olur hüzün gibi sevinç gibi saklayamaz kendini ben çıkıp gidiyorum sendeki hikayemden kendi hikayemin sancıtan ateşlerine tek başına ve yalnız kanamak ölene kadar ama adam gibi ama yalansız en azından bir anlamı olur ağaran onca saçın ve yaşlanmış bakışlarımda uzanan gökyüzünün rol yapmadan yaşamanın bütün hüzünlerine deli poyraz yalın ayak yüreğimde gıcılar elimle koymuş gibi sonuna dek razıyım bozkırlara körler nasıl bilirse evinde eşyaları ve çıplak çekilir bütün acılar ben senden gidiyorum soluduğun havadan nem varsa yanlış gelen benim doğrularımdı sonuna dek onları yaşayıp kaybolmaya sonu gelmez bozkırlarda esen bir yel olmaya tek başına ve yalnız kanamak ömür boyu ama adam gibi ama yalansız dudak dudak dizeler dolaştığım bedenden kalmasın ellerimden parmaklarında keder santimlere kilolara vurulmuş gecenden gidiyorum benimle geçtiğin şarkıların dağlarını unut kokladığım şiirler susuz kalsın yolcu yolunda gerek yalnız ve onurlu bir duruşu olmalı kimsesiz yolcuların ve ömrü gurbette geçmeye yargılı gülüşümün bir yanında saklanan sancıdan safran bir bulut kalmasın gözlerinde fırtınalardan gelmiş yaralı bir kuş gibi alınıp satılmaların olmadığı gökyüzüme sıkıntından üzüntünden öfkenden gidiyorum kara dağın yamacında ala kar yatar çamların duldasında yalnızlık ayaz ve en çılgın yoldaşıdır bir deli şairin rüzgar ömür ki bir buluttur çimenlerin üzerinden akıp giden aşk yağmakmış taşların üzerinde yosunlara ister bir sokakta geçir bütün zamanlarını ister büyük kavgalarda kan içinde savaşarak kılınçlar kıra kıra ister sırça saraylarda hurilerin göbeğinde şampanya biten bir yolun yolcususun işte lamı cimi yok heybemde kırık bir kaval- sırtımda kurşun yarası mermilerim bitmiş kütüklüğüm boş şu yamacı geçince karışırım ufuğa bulutlu rüzgarlı yağmurlu ayrılığa nankördür deli gönül gün gelir de unutur başka bir avuca bırakır parmaklarını yandığın yaraların aralarına tuz basarım yüreğimin göz yaşından süzerek ömür dedikleri bir adımlık yol bütün kavgalarda yenik bütün sevdalarda bozgunlara uğramış onurun bayrağını kalbinde taşıyarak yamaçlara yokuşlara sarplara aka aka ben senden gidiyorum içimi yaka yaka yalnız ama adam gibi ama yalansız

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.