Eski Bakır

A Ahmet Oktay Ahmet Oktay
0 Altın Yaprak
Bir çığlığın içinde yakalıyorum seni Kaç kez İstanbulsu, Parıldayan, ışıtan, yakan bir alev gibi. Üstünde uzun, pis, yalnız sokakların yağmuru.. Odaların, merhabaların, gülücüklerin sıkıntısı Tramvayların, vapurların sıkıntısı Yitmiş aşkların, yitecek aşkların Aynı vazoların, aynı öğütlerin, aynı yasakların sıkıntısı. Yakalıyorum, öpüyorum, avutuyorum. Karanlık etini kemiriyor, Vaktimiz kısa, Düşlerimizi kolluyorlar durmadan Durmadan kovuşturuyorlar Mendilimi ıslatıp alnına koyduğum Suyundan içtiğimiz hayat çeşmeyi, Yalnız-geceler boyu uzanan kadını bakırlarda Durmadan horluyorlar Geyiğim, saklım benim Bakma arkana, ne olur, aldırma Onulmazlığımızdan büyük yapılar kurduk Horlandıkça aşkımız, derya. Vaktimiz kısa, Karıncalara, rüzgarlara, sulara dokunmak Uyanan toprakları bilmek gerekiyor. Ormanlar görmüş dolunayın tılsımını Ağlamayı unutmadan Dövüşmeyi bilmek Tırnaklarınla tutunmayı bilmek gerekiyor Sağılandığımızı, kollandığımızı bilmek gerekiyor Kapa tunç, kapılarını gece Soğuktan, kırgın, parasız milyon kişi. Geyiğim, saklım benim, Ölüm dayanmadan kapıya Sev, öp, yitir beni

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.