ne çok güzeldin yüzünden günboyu ırmaklar dökülürdü haberin tam saatinde / akşamın indiği vakitte…
19 Ocak 1946'da Trabzon'un Maçka ilçesinde doğdu. Trabzon Lisesi'ni, Fatih Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. Anadolu Üniversitesi'nde lisans eğitimi gördü. Değişik öğretim kurumlarında 29 yıl Türkçe ve Edebiyat Öğretmenliği yaptı. Halen Bilkent Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi'nde öğretim elemanı olarak çalışıyor. Trabzon'da yayımlanan Kıyı dergisi ile Ankara'da yayımlanan Bilkent 4 Mevsim adlı derginin sanat yönetmenliğini yaptı. İlk şiiri 1966 yılında yayımlanan Özer'in şiirleri ve yazıları; Doğrultu, Dönemeç, Düşün, Edebiyat 81, Evrensel Kültür, Güney, Hakimiyet Sanat, Karşı, Kıyı, Milliyet Sanat, Sesimiz, Somut, Temmuz, Türkiye Yazıları, Varlık, Yansıma, Yazko gibi dergilerde yer aldı. Şiir dışında çocuklar için öyküler, gezi notları, inceleme araştırma, röportaj dallarında kitapları var.
Ayrı Beraberlikler (1981)
- Günle Dokunan (1984)
- Gecenin Kanayan Yerinden (1987)
- SöyleYüzüm Tanığımsın (1990)
- Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün (1993)
- Aşkın Taçyaprağı (1998)
- Sözümüz Vardı (2001)
Ödülleri
- 1981 Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü
- 1982 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü Mansiyon
- 1993 Yunus Nadi Yayımlanmamış Şiir Kitabı Ödülü
- 1998 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü
- 2002 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü
Ahmet Özer şiirleri
ürktü içimdeki kuşlar bir katar kanat sesi yıkadı haziran göğünü yüzün bir buluta giriyordu o an…
bir kapının bir yüzü gökyüzüdür bir yüzünde ağıtı gizlidir tüm annelerin. içerde biçilen sözcükler çınlar / süt kokan ağızdan…
pencereyi açtım elma ağacı serçe cıvıltısı ve kedi güneşle döküldüler sabaha.…
bakırcılar çarşısına kar yağıyordu uzun bir yolculuğun hüznünü giyinmiş yüzümle akşamı kuşanan bir kente giriyordum denizin sesinde eriyordu martı çığlıkları…
geniş denizlerde kanat seslerimize takılan yıldızlar kayıyor boşluğuna aklımızın baharın çiçekleri öptüğü akşamda kanın sesidir ömrümüzün mavisine damlayan…
Kışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda. O yaza hiç dönülmeyecek! O başlatılmamış, o varsayılan ortasında yaşanmış sevda yakılmamış bir mum gibi aklımda.…
gece yarısı bir el dokunuyor soluğuma bir aşkın kan damlası karışıyor yağmura kitaplardan yüreğime dolan gelincikler güneşli papatyaları seyreyleyen turnalar…
yürüdüm gecenin bir yerlerine tutunarak gökyüzünü dolduran yıldızlar altında kalbim suçlanışın akıp giden çağlayanı ellerimde okunmamış mektuplar mürekkep izleri…
insanın büyük serüveni yansımış mermere ellerinden fışkıran hüneri berrak bir gökyüzü oturmuş ölüme tanık yüzünün bir yanma.…
göle bakan dağın utkunda bir kadın uzanır iki canlıdır suya en güzel ninnilerini bırakır her gece ay hazar'a dökülürken.…
insanın yabanıl yanı kanıyor her gece bir saatin sesiyle akarak düşlerimize göçüp giden kuşlarla bir yolun sorduğu soruları çoğaltarak…
kar yağıyor oynak bir havayı kollayarak ömrümüze tanık bütün zamanlarına dünyanın sesimizin bembeyaz bir sayfasına/ sonsuzluğa akan günlerimizin çocuksu yalnızlığına…
ben yürürken gökyüzü dağılıyor yorgun çınarlar seriliyor önüme martılar denizi bırakıyor sevincine sığınıyor çocuklar…
ayakkabıları büyüktü annemin onlarda yorgun ayakları uyurdu güzdüzün…
15 / 21 gösteriliyor