Utanıyorum
A
0
Altın Yaprak
Ordasın biliyorum...
Yaşın kaç
Tenin ne renk
Kız mısın, erkek mi?
Farketmez!
Ama oradasın biliyorum.
Gözünde dehşet
Kulağında bomba sesleri
Titreyen bedenin büzülmüş bir duvar kenarına
Yanağında barut sonrası binaların karası
Göz kapaklarına çivilenmiş
Ölümün kareleri
Mevsim beyazında
Utanç lekesi -kırmızı-
Kaç cansız beden gördün bu sabah?
Kaç kişi yaşıyor mu? diye dipçiklendi yattığı yerde !
Kaç kol, kaç bacak gövdesizdi!
Kaç bebek anasız babasız kaldı!
Ahh çocuk!
Benim gözlerimden bak, isterdim
Şehrimdeki güneşe.
Lekesiz maviye bırak umutlarını
Çırpsın yüreğindeki beyaz güvercin kanatları.
Kan kokan ellerinle
Avuçla isterdim
Uçuşan kar tanelerini.
Çıplak ayaklarla yere basıp -titriyor- derdim
Çok korkmuş! demek yerine
Ordasın biliyorum,
Kaç kişi seni düşünür
Kaç kişinin içi yanar, bilmesen de
Sana ağlayanlar var, biliyorum...
Ve utanıyorum gözlerine bakarken
Büyük olmaktan!
II
Ordasın biliyorum...
Kaç aylıktı karnındaki ikizin
Kaç gece dokunarak yattın, bilmediğin tenine
Mavi patikleri ördün
Görmeden ölümü
Saçlarında yazmada kalmış
Gelincikler
Gel gör ki; oyalarından damlar kırmızısı.
Kınalı ellerin bağlanmış göbeğinde
Ama hangi kurşun kalır ki etten duvarda! ! !
Ahhh ana...!
Benim toprağımda doğur isterdim bebelerini
Duam kadar beyaz aksın isterdim sütün
Aklar düşene kadar saçlarına
Türkülerini söyleseydin, tencere başında
Tabak tabak koysaydın
Ve çalakaşık yeseydiniz "sevgiyi"
Öldüren çocukları doğuran kadınlar yüzünden
Kadın olmaktan utanıyorum!
III
Islığında hangi şarkı vardı
Giderken evine?
Ya da hangi sıkıntın
Çektiğin offf sesinde?
Kimse bilmedi!
Ayaklarının dibinde
Saçılmış filenden ekmekler
Bir çikolata kağıdı kalmış
Mermi sıcağında erimiş
Ve kanlı portakallar...içi de dışı da bir
Sol kolun nerde?
Başın düşerken yere,
Kim duydu dudağındaki son sesleri ?
Yalnız gittin ölüme
Binlerce insan gibi
Ahhh baba!
Benim dört duvarımda çalsaydın
Eve dönüş zilini
Bacaklarına sarılsaydı çocuklar
Ve nasırlaşan parmakların kaybolsaydı saçlarında
Kaç çocuğu babasız, kaç kadını kocasız bırakan
Babalardan utanıyorum!
IV
Ve Gecenin gölgesi vuruyorsa "kan gölüne"
Ve güneş kurutmuyorsa yaraları
Ve çiçekler açmıyorsa ölüm düşen topraklarda
Ve güz yaprağı gibi saçılmışsa caddelere cansız insanlar
Ve bir ağaç dibinde
Başı kopmuş yatıyorsa
BARIŞ GÜVERCİNİ
İNSAN OLMAKTAN UTANIYORUM.
Benim ülkemde olsaydınız diyorum da!
Sadece göz kapaklarımın karasında toprağı...
Sığdıramam ki hepinizi! ! !
Yoksa, benim olduğum yerde de açar "kan çiçekleri."
Öldükçe insanlık,
Yaşamaktan utanıyorum! ! ! !
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş