Ne zaman, bir 'sevgilim' düşse dudaklarından, Sonsuz sevgilim dolar kulaklarıma. Yatağı kuru bir nehirdim;…
Gece ile gündüz kadar uzak, karanlık ve aydınlık kadar iç içedir yüreklerimiz… Tek kişilik, soğuk yatağımda…
uykularımın en tatlı yerinde karabasanlar uyandırır beni mavi uçurumlara düşerim her gece her gece uykularım bölünür orta yerinden…
Akreple yelkovanın yan yana gelişleri kadar olamayız seninle Aynı caddelerde yürümez Aynı sokaklarda kesişmez yollarımız…
Yılların karanlığını aydınlatan bir ışık gibi, gül kokularıyla geldiğin Gelişinle, her yeri sen kokan bu evden Bir kez olsun dönüp bakmadan arkana, kapıyı çekip de gittin…
Gittiğin gün, siyaha boyadım sana dair, sen renkli düşlerimi Sonra gece oldu kendiliğinden Duy(a) madığın bir feryattır şimdi boğazımda hicaz makamında Son bestesidir ayrılığın…
Gidişin var ya gidişin, içimde bir derin yaradır, usta işi Oysa, her daim ayrılıklar yaşardım,…
bir kırbaç sesi bekleyen kapı önünde eyerlenmiş atlar gibidir aramızda ayrılık…
İskeleye inen yolun başındaki evden ezan sesi ile çıkıp Aynalara yüzüm emanet, kapıyı çekiyorum 'Denizin sabah aydınlığıyla dolduğu yerde'*…
Sararmış yapraklar ve kararan bulutlar içinde göçmen kuşlarını uğurlar gibi eylülü uğurladım az önce Bekleme salonlarında saklanan, vapur vedalarına hükümlü…
Yanağımda, kaçak öpüşlerin sıcaklığı Düş denizine düşmüş gibidir bedenim, med cezir sarkacında savrulan Çağırma beni kokunu rüzgarlara ekleyip de boşuna…
bir tohum gibi büyütürken seni içimde durduk yerde nedensiz gidişini yaşarım yeni baştan…
Gidişinle Suskunluğumu haykırdım geceye avaz avaz Kendi sesime yabancı Kendime yabancı…
İçimde durur kılıç yarası gibi ayrılıklar ve ölü sevdalar Ayrılıklar, gün gelir delirtebilir yeni baştan. Hiç yaşanmamış, hiç gidilmemiş, hiç veda edilmemiş gibi…
Hep ile hiç arasında bir yolculuktu yaşam Son istasyonu bilinen Ara istasyonları belirsiz bir yolculuk…
15 / 41 gösteriliyor