Çelik prangalar sarılır etrafıma Bir derin boşlukta ezilirken düşlerim Yardan kara haber dayanırken kapıma Yer ile gök arasında daralıyorum…
Çek işte Ellerrin değmesin aklarıma Sürtünmesin esen rüzgarlara Kirletmesin acayan yanlarımı…
Baykuş sesleri geçerken kulagimdan Ayi yildizlara sarilirken izledim Umudu birakip bir gece kucagimdan Karanlikta oynayan gölgelere gizledim…
Baştan sona kadar herşeyinde şaşaa Okunur mu ardindan bir kez olsun fatiha
Nerede şimdikiler hani nerede eskim Seni doğacak olan güneşe soruyorum Rüzgarlar söylemiyor unutuluyor ezgim Her seher kuşların diline konuyorum…
Bulut gider yagmur diner Kervan gider yollar biter Ölür gelir insan gider Herşey ayni kalmaz işte…
Hayatın yol ayrımına geldim Hava sisli ve soğuk Hesabın beşiğinde Sallanır günahların…
Yeter artık çektiklerim bu mevsimlerden Bir Temmuz 'da çekip gitsen ne olur Ölüm en yakın sırdaşınken senin Ecel gelir benim kapımı vurur…
Senin de gönlüne Düşer hasretin ahı Senin de gözlerinden Süpürürler sabahı…
Ne söz yeter bu sevgiye ne tanım Alevli sarayının zindanında yatanım Ufak bir pencere bırak senden yana Ufkumda gözlerini saramaz sonra tanım…
Üzdüm, kırdım herşeyi Heryerde birşeyi noksan bıraktım Ağladım kainat üstüme geldi Sustum sessizlikten çatlayacaktım…
Yangin gözlerin geliyor aklima Ve bir okyanus dibine düşüyorlar Sular kizillaşiyor vakit akşam midir?…
Yoksun işte Aynalarda unuttum gülen yüzümü Mutlulugu resmettim Albümlere sigdirdim…
Alt alta ve üst üste bende sorudur zaman Sessizliğin koynunda uyuyorken asuman
Gönlün zindanı olmaz diyorlar Gönlüm bir karanlık zindandadır yabancı Yarin parmaklarına benzemiyorlar Demir parmaklıklar soğuk yabancı