Hesap

A Ayşe Hümayra
0 Altın Yaprak
Attığın bir tokat varmış, Hak indinde tutanağı. Sendin istemsiz düşüşümün istemli tutunağı. Sağda solda kâtipler zabıt tutmuş hakkında Tüm ağları ören Zât örmüş demek bu ağı Tarifsiz, tanımsız, tutarsızdı bu ricam. Düşüşten korkumdu sana doğru ilticam. Belki aynı derdi çektirdin- çektin ama Aldı işte öcünü O Azîz-i Zü'ntikâm! Heyhât infazcısı benmişim sana yazılan cezanın. Böyleymiş demek muradı cezaları Yazan'ın? Gölge etmek istemezdim huzur bahçelerine Lâkin buymuş müstehakkım, buymuş ihsânın! Bir değil, üç değil, beş değildi ettiğin Biri canından aldıkça canlara yettiğin Şimdi gördün mü hepsini, tattın mı sen de? Neymiş meğer bildin mi çektirdiğin, çektiğin? Dostluktan men etmiştin ya, hatırla! Taş kesilmişti kalbin, yumuşamazdı yaşlarla. Şikâyetçi misin bilmem ya, geçti gitti hepsi bak Yok ne dostluktan, ne gözlerden bir damla. Hani seni üzmüştüm, güya sevdamdan Hani affetmedin, hani yok saydın! Öyleydi demek dosta vefa, madem Yapılabiliyordu tercih, neden yapmadın?! Bir bir bak son yıllarına, dön Hesapla bakalım; bir dün, bir bugün Ne bir eksik ne bir fazla çıkacak O gün bana kızıp, şimdi reva gördüğün! Belki ömrümün ilk ve son seveniydi Öyle derin, öyle yüce, öyle deliydi. Hak etmedim onu biliyorum, hâşâ Yıkım benim mülkümdü, onun değildi... Vicdan... yoktur sanıyordum bende o haslet Meğer derinlerde gizliymiş, hayret! Artık nasıl bakılırdı o sevginin yüzüne? Yüzüstü düştük işte, tarife var mı hacet? Eğri durmaktan yeğ gelir en yakına atılmak. Sen de düştün bilirsin ne demekmiş yıkılmak O en çirkin renklerle, saçmalıkla sıvanıp En bedbaht hayallere ümitlerle sarılmak... Tutunmaya yasak koyuşun da sahi, Sana koyulan yasak gibiydi sanki? Ona da tutunamayınca iyice şaşırıp, Ayakta ölmüştün çınarlar gibi... Sonra hani vardı ya, yola çıkarken adet, Helallik ister insan; muallâktır avdet. Güzel günler hatrına "helal olsun" demedin İşte sana hakkım da belki aynı akıbet! Demiştim ya; tokatlar, ancak atana heder. Bir bir verir hesabını, daha dünyada öder. Ah gafil bilmiyorsun bunlar sana işaret: "Kulum!" diyor sana, "attığın taş bir gün döner." Hesap dedim de şimdi irkildim birden; Çok korkarım ahrette yüzleşmelerden. Selam verdiğime borçlu kalmışımdır ya, Bilmem nasıl silerim hesapları defterden. Börtü böcek, kuş yaprak alacaklıdır; Elbet onlara da etmişliğim vardır. Öyle elîm gelir ki tasavvuru fikrime, Yanar, yakar, eritir; akıllara zarardır. Ancak sen! Sevimli geçinen insafsız gafil! Gün gelecek o mizan kurulacak, bil! Korkmadığım tek hesap bu seninki olacak Kalacaksın öylece o meydanda, sersefil! Ben sana ne ettimse, aynıyla ettin sen de Yok değil desen de, inkâr etsen de. Benden yüz çevirdiğin gibi, onlar çevirdi mi sana? Ama vefa yakışmaz ki sen gururpesende! Bunlar rağmına, mey'ûs rüyaya gelişin. Ya ağlar ya ağlatırsın, budur işin! Garip ki gerçek dünyan da bundan ibaret Demek doğrudur dediği Müceddid'in: "Olacakların rüyada bildirilmesi ispat eder, Demek her şey önceden yazılı, belli kader." Madem kader söyler bunlar yaşanacak, Cüz'i ihtiyari arada bir şaşacak. Aslolan yıkmamakmış ne kadar yıkıldıksa O dem her iş tevekkül olunacak. Havalenin en şaşmazı işte O'na edilen Tek çıkış O'na ise, budur benden istenen. Ben senin yüklediğin semeri tartamadım Eşşeklik bende olsun, sense O'na havalem... Sanmam bu yazanlara bir kelamın cevap olur Desen de susarsın, demesen de. Huyundur. Yine de varsa itirazın haklı serzenişime Yol ver mısralarına, inkâr et buyur!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.