İşte Gidiyorum Senden

A Ayten Karakaş Ayten Karakaş
0 Altın Yaprak
yalnızlığımın yağmurlarında ıpıslağım güneşe hasret sana hasret sustum saklanıp yağmurların içine saklayıp gözyaşlarımı gel demiştin oysa ilk önceleri ellerini uzatıp sıcacık ellerini şimdi nerde? tüm esaretimi uçurup koştum geldim sana karanlıklardan çılgın bir poyrazda alabora olurcasına tüm dalgaları aşarak geldim sığındım limanına sana karanlık gecelerimin tek ışığıydın tüm yolların sana çıktığı bir kavşak köşebaşı bir geceydin sımsıkı saran bedenimi öksüz duvarlarımın yegane masalıydın gecelerce anlattığım ayakkabım elinde gelmeni beklediğim kaç kez gezdiğimiz yerlerde dolaştım kimbilir? dilsiz sokaklara seni sorarak kaç kez gezdiğimiz yerlerde ağladım kimbilir? çığlıklarımın çığları koparken mevsimlerde kaç bahar öldürdüm senli olmayan kır çiçeklerini… bir sırlı aynanın yüzünden çıkacakmışsın gibi aylarca bekledim sırrına bakıp hep oradaydın ulaşamadığım yerde aksimde… küçük bir çocuk vardı yüreğimde hani eline balonu tutuşturulmuş seni sensiz yaşamak eritti şimdi beni küçük kızda terk etti gitti biliyorum hoşçakal dedin bana belkide gözyaşlarıma hiç aldırmadan işte şimdi bende bırakıyorum kendimi terkedilmişliğime hiçliğe sensizliğe hiç gülmeyecek artık gözlerim ve aydınlanmayacak seni gördüğünde olduğu gibi artık sensizliğin gecelerinde kararacağım siyahı kıskandırırcasına biliyorum beklemelerim artık boş sensiz geçecek dakikalar saatler ama ben hep bekleyeceğim çıkıp yelkovanla gelecekmişsin gibi bir saatin tiktaklarında ağlamak artık hüznümün arkadaşı belki ekmek su gibi gözyaşlarımı içeceğim sensizliği katık edip yüreğime belkide iki ayrı geminin aynı limanında fenerin yanmasını bekleyeceğiz sessizce dolunayı arkadaş yapıp gecelerimize ayrı yerlerde olsakta aynı düşleri kuracağız hüznümüzü arkadaş edip kendimize olmuyor bu kadar alışmışken tenim tenine üşütüyor sensizlik şimdi boş odalarda duvarlarda yalnız gölgemin çerçevesi asılı hayallerimin aksi oynaşıyor titriyorum… nerdesin! .. nerde hangi limansız ülkede kurutulmuş bir gül kanar bir kitabın içinden sensiz boynunu eğerek ben gibi… artık düşlerimin bahçelerinde açar tomurcukları gelinden beyaz benden kefenden beyaz kaybolan hayallerimin gülleri… çıkarıp verdin elime taşlaşmış kalbini tertemiz bir yüreğe karşılık şimdi kalbin gibi ölür içimde sana açtığım fallardan kalan birkaç küçük papatya gideceğim artık geldiğim gibi deli poyrazlar esen hırçın dalgalarıma batsamda fırtınalarda boğulsamda gideceğim geldiğim gibi küçük dünyamın gözyaşı adasında kuruttuğum güllerin yapraklarını yüzdüreceğim gözyaşlarımda belki ellerini özleyeceğim gözlerini tenini bedenini sarılıp senli hayallerime düşeceğim gözlerine… kimsesiz bir limanda martıları bekleyeceğim senin aşklarını anlatacaklar alay edip gülecekler ben sadece uzaktan bakacağım sana kalbimi sularda boğup ağlayacağım gecelere sensizliğe… hiç unutmayacağım arkana bile bakmadan gidişini bir hoşçakal deyip için yanmadan… sanma ki sende mutlu olacaksın önce duvarlar boğacak seni sonra geceler bensizliğin çığlıkları yakacak bedenini her yüzde beni göreceksin her tende ama ben sende olmayacağım zaman geçecek ama anıların yitik sokaklarında gölgeler kalacak bir deniz kenarında martı çığlığına vapurun sesine takılı kalıp aşkımızın şahiti martılar şimdi ağlıyorlar halime bir ayrılık senfonisiyle süzerek kanatlarını çizdikleri hep ayrılık resmi artık tuvallerde senden son kalan gülüşler bedenlerimizin son kenetlenişi ve ben yalnızlığımın yağmurlarında ıpıslağım güneşe hasret sana hasret işte gidiyorum senden

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.