Satranç

B Bülent Güldal
0 Altın Yaprak
Altmışdört karenin sekiz cephesi benimdir yılan yüzlü birileri piyon demiş adıma kolayca harcanacak bir nesne yani düş odaları sığ olanların ellerinde mermi sesinden ürken asker gibi kendimi aranırım bulunduğum siperde ardımsıra dizili omuzu kalabalıklara hiç bıkmadan anlatırım bu gerçeği benimle başlar savaş biter benimle Düşünce tarlasında iki karedir yerim kalın duvarlarımın olduğu söylenilirse de burçlarımı tutanların acemiliği yıkar beni açılır bütün kapılar içten fethedilirim işte bu an başlangıcıdır sarsıntının ya uyanıksa biliyorsa bütün becerilerimi tek kaleyle de savunabilir ülkesini göğüs kafesinde ırmaklar akan biri Siyahtan beyaza ya da tersi 'L'ler çizerek eşimi aranırım birlikte koşmak için, gökülkeden geliyorsa şahin gözlü binicim kırılır kilitleri şaha giden yolların, küçücük bir çakıltaşı dağlaşıverir önümde kesilir dermanı rüzgarla yarışan yüreğimin kuralları hiçe sayan binicim acemiyse başlamadan biter savaş tökezler ayaklarım Çarpraz kulvarlarda gidip gelmektir işim eşimle çıkarım yollara aynı at gibi fil denilince uzun hortumlu iri cüsseli bir de Kartaca Komutanı Hannibal'in yakarken Roma'yı gücünden yararlandığı kalın derili acayip bir hayvan gelir akla oysa avuç içine sığan bir çift oyun taşıyım okyanuslarında dolaşırım düşüncenin Tanrı'yı cebinde taşıyan bir vezirin ülkesi gül bahçesi gibidir aşklar meşkler içinde geçip giderken ömür kimseler kahır çekmez insanlığını unutup da tanrı sanırsa kendini bir koyup beş almayı düşünür evvel aklıyla eksildikçe çıldırır bir kumarbaz gibi ol saltanatın yeller eser yerinde Taç kimin başındaysa şah odur, deli ya da veli atadan kalma nişanesidir hükümranlığın titrek bacaklı bir çocuksa bürünür kaftanına tersine akacağını da sanır ırmakların bir sabah ay'ın güneşi öptüğü saatlerde dağları yüreklerinde taşıyan birileri sökünce menteşelerini saltanat kapısının kenevirden yapıldığını anımsar urganın Uyanıkken rüya görmeye başladı mı insan hayatın tartısına vurmalı kendini avuçlarına doldurup toprağı koklamalı kor ateşlere yaslamalı başını ki ömrüyle içinde mi gerçeğin anlasın yoksa suların üstünde yürüdüğüne ay'ı ortasından ikiye böldüğüne ölüleri dirilttiğine inanır uğruna kurban olduğu şahın Aynı güneşle ısınıyoruz zamanın karelerinde genizlerimizi yakıyor gözyaşlarımızın tuzu kırmızı akıyor damarlarımızda kan karanlığı tel tel bölen şimşeğin gök gürültüsünün içimize saldığı korku doğduğumuz mağaraları gösteriyor bize bir insandan kral yapmak:Kah kah kah birlikte oynadığımız bir oyundur yaşamak

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.