Ey Aziz İstanbul

B Burhanettin Akdağ
0 Altın Yaprak
Ali Atı alan Üsküdar'ı geçti. Baş benim olursa Üsküdar'da kazıtırım. Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü. İstanbul'da yangın olmasa Evlerin eşiği Altından olurdu. Zeyrek'ten başka yokuş, serçeden başka kuş bilmez. İstanbul'un yazu kışı yoktur, lodosu poyrazı vardır. Üsküdar'ın Çamlıca'sı, Boğaziçi'nin Kanlıca'sı. Kasımpaşa'lı eli maşalı. Ayasofya'da dilenir Sultanahmet'te sadaka verir. Rumeli'nin bozgunu, Anadolu'nun salgını, İstranbul'un yangını * * * Ey aziz İstanbul Bir gün sabahtan başlasam Gerdanında gezinmeye Topkapı Sarayı'ndan boğazı seyretsem Uzansam tekmil Adalar'a sıradan Çamların meltemli gölgesinde yatsam Yudumlasam denize nazır bakışlarla şarabı. Sonra Anadolu Kavağı, uzakta Taze balık, kalamar, beyaz peynir Rakı mı, beyaz şarap mı karasızım Sonunda waffle tatlısı veya sıcak lokma Nasıl da göle benzer boğazın virajında deniz Daha aşağılara dönüyorum kıvrım kıvrım Dolanıyor İstanbul'un beline boğaz, masmavi. Gerdanlıklar ışıl ışıl akşam üzeri karşılıklı Geceyi Çamlıca sırtlarında karşılıyorum Sanki film karesine girmiş ışıklı ihtişam Boydan boya inci mi, pırlanta mı köprü ışıkları Hilal gibi hafif kıvrılmış sereserpe Öylesine nazlı, öylesine nazenin Sanki uzaydan kuşabakışı seyirdeyim. Kumkapı'ya uzanıyorum bir koşu Sahilde sıra sıra eğlenceli yerler Ahırkapı'da paslı, devasa, küskün tankerler Sanki sitem yolluyorlar karaya sessizce Buralarda sıkıldım, biraz Beyoğlu'na kaçayım Nevizade'de akşamları sırt sırta Taburede oturup bira yudumladınız mı? Çiçek pasajında cıvıl cıvıl insan seli Kucak kucağa masalar, kesik kesik nağmeler Çalgıcıların yanık, bozuk şarkı yorumlarına Keyifle eşlik ediyorum, gece boyunca Fransız sokağında güncel sanatçılar var Taksim meydanında takılıyorum gençlere Galata'dan aşağı süzülüyorum dar sokaklardan... Eminönü, Sultanahmet, Beyazıt, Aksaray Hatta Topkapı, sizlerden özür dileyerek Geçiyorum başka güzelliklere Çünkü siz iş yoğunluğuyla sarmadınız beni Gidiyorum bir koşu Hidiv kasrına Ağaç ve yaprak serinliğine Oksijenli göz zevkini bolca solumaya tepeden... Otağtepe'de Fatih'le atını nakşetmiş olan O muhteşem ağacı izledim yaşlı gözlerle Nasıl da resmetmiş o anı yapraklar Göksu'daki temaşaya takılıyorum bir nefes Anadoluhisarı'ndan karşı hisara bakıyorum Rumelihisarı'ndaki nağmeleri duyuyorum ta buradan Tepelerdeki gökdelen kirliliği de takılıyor gözüme... Hızlı hızlı akan boğaza dalıp gitmişim Sanki bitecek gibi deli deli akıyor Arnavutköy'de akıntı burnunda Bebek koyunda sıra sıra tekneler Uzun direkli, incecik, upuzun Hisarüstü Doğatepe'den de seyrediyorum Nazlı nazlı, kıvrımlarına gizlenen gözyaşlarını... Bir hüzün kaplıyor benliğimi Anlatmaya yüreğim elvermiyor İnsanlara eziyet olan birçok derdini Yazmaya kalemim mecal vermiyor Güzellikleri bozmak istemiyor yüreğim Sokmayacağım aralarına Çukurlu, tozlu, betonlu kara çalıları... Yoksa överken her daim seni Üzülürüm, yaşlar boşalır gözlerimden Kararsız kalırım bu anlarımda Adına yazdıklarımın hangisi daha yakışır? Methiye mi? Kahır mektubu mu? Yoksa çile yumağı mı? İşte böyle anlattım seni Gözlerimde taradım Gönlümde taşıdım Artık sen karar ver Sen hangisisin? Hangisi sana en çok yakışır? Aziz İstanbul'um...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.