Sen Hayatı

C Canan Kurtçu
0 Altın Yaprak
düşlerim, gülüşlerim, yarınlarım, umutlarım, sen benim kızgınlığım, pişmanlıklarım, duygularım. şimdi ise arkasından el salladığım her şeyim. her hangi bir resmin herhangi bir çerçevesindeki kayıp yarım. zamana meydan okunmuş bir oyunun kapatılan perdesi. yarım kalmış bir filmin son sahnesi. her zaman olduğu gibi kazanan yine bitmişlik zinciri. ve ben çoktan kaybettim. hangi zamanın hangi di'li geçmişinde kalmıştı coşkular. yada miş'li zamanlarda mıydı da unutulmuştu heyecanlar. sayfalar arası kalıntımıydı yoksa yazılanlar. ben seni bir defterin sayfasında mı bulmuştum da, yine aynı defterin sayfalarından mı silinmişti varlığın. yazılan bir iki mısradan mı ibaretti varlığın. satır aralarında sığıntı kalmış bir kaç sözcük müydün. oysa sen başlı başına bir yazıydın, alnımın yazısı, hayatımın yazısı, çaresizliğimin yazısı.... küçüklüğümün kış sabahlarıydın soba üstünde kızartılan ekmek kokusuydu kokun ve bir bardak sıcak çay tadındaydı varlığın. büyüdük mü de geçti kış sabahları böyle mahrumluğunda. belki bir ressamın tualiydin duvarımda. bir güvercindin uçmaya hazır. gitmek için çırpınan kanatlarındı beyazlığında. oysa tablo boştu ve sen uçurmuştun içindeki güvercini. ayak izi olmayan kar yollarında mıydı sen oluşum. rüzgara karşı yürümek miydi sersemliğin buluntusu. ya da titrek bir gece lambasındaydın. ışığın da bitiyordu. ben seni adım başlarındaki yorgunlukta mı sevmiştim. kaldırımlardaki kırılmış taş parçalarımıydı varlığın. ya da bir bankın kazılmış bir kenarı mıydın. oysa ben seni hiç yaralamadan sevmiştim,hiç parçalamadan yüreğini. her yarım kalmış sözcükte bulmaca parçaları gibi saklanmıştın. özneler yitip gidince yüklemlerden sen çıkarıyorduk. kurulan her cümle sen kokuyordu, sen oluyordu, sen yaşıyordu. oysa dilbilgisi derslerimin hep kırık notuydun sen. bir türlü cümlesini kuramadığım tümcelerimdin. okul defterlerimin arkalarındaki şiirlerimdin. bir de geceleri memleketi kurtarmak için duvarlara yazılan bir iki slogandın. nasıl heyecanla yazdıysam defterlerime, bir o kadar da korkuyla karalanırdı duvarlara. memleketi ne kadar kurtarabildiysek seni de o kadar mı kurtarıyordum bilmiyordum. ama kendimce yaşatıyordum her şeyi. belki de uçurum kenarlarından atlarken uyanılan korkulu bir rüyaydın. uyanmak zorunda kaldığım kötü düşlerdin belki. ya da hep görülmek istenen en güzel hayaldin. hani uykuda biri gelirde seni uyandırınca kızarsın ya, bozulurdu ya rüyaların. peki ben kime kızmalıydım, kimdi beni uyandıran bu rüyadan. tavan arasında tozlu kalmış sandıklar gibiydin. eskiydi yırtıktı ama senle doluydu. sandıklar dolusu sen vardı kimselerin bilmediği senler vardı. saklamak gerekti seni, bulurlarsa kıyarlardı hiçe sayarlardı, bozarlardı. ne yazık, ne yazık ki saklayamadım sandıklarımı, şimdi ise başkalarının tavan arası sandıklarında kilitlisin.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.