Gitme Sonbahar Oluyorum

D Deniz Yılmaz Alp
0 Altın Yaprak
gül desem gocunur musun, …………….her gördüğün çiçeğe ah dilinden anlayamadığım kalabalık ah sesime sağır yalnızlık sesimi rüzgarında koyu bir çığlığa demleyip …………….yaralı bir yalnızlığa çekiliyorum yol bitmedi, ağzımın mührünü kırıp bütün suskunluğumu gömüyorum yüreğime bir durakta bunca amansızlığı yükleyip sırtıma yürüyorum kararmış özlemleri yazgısına bırakarak yüzümü kırık bir aşkta parçalıyorum küçük bir çocuğun gülücüğünü yüzünden çalıyorum …………..suçluyum ve şimdi aşkım bir yağmur damlası gül yanağında ey nice masalların ertelediği yıldız yağmuru dilim, gönlüm kara sevdaya düştü dağlarımda yeni çiğdemler açar şimdi ey kuşlarımı azat ettiğim (u)mutlu pencere çocuk korkularımın kaf dağı ya sen hangi cehennemdesin oysa ne çok istemiştim indirmeyi yıldızları tek tek saçlarına açamadığım kapılar vardı gözlerinde olur ya dönersen bir gün hediyem bakidir gel al biriktirdiğim tüm gülümsemelerimi ve gideceksen durma yine gene git ne son gidişin bu ne de son sitemim bu gene git… söylesene karanlığın neresinde duruyor sesin ve hangi susuz ağacın …………..yapraksız dalında sallanıyor gülüşün kekremsi bir zaman dilimindeyiz bakır tadında geçiyor zaman hükmünü yerine getirmese de acılar gitme son bahar oluyorum bilmem neden akşam oluyor tren kalkınca alabora oluyor teknelerim perdeler kapanıyor öykülerime biliyorum ay kanatıyor gecelerimin suskun gülüşünü ve sen gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi ……………….akıp geçiyorsun düşlerimden ah kimsesizlik takmış bana çelmesini kar altında kalmış imzasız mektuplarım sonbahar serin sakalsız yüzüm üşüyor mehtapsız geçiyor yeşile boyalı günlerim şafaklar kirli göl suları bulanık bak düşlerin orta yerinde hayat bulur umut oysa çelişkidir yaşam ve ben korkunç bir sabırla bilenip şafağı beklerken sözcüklerin acımasızlığında sakinleşir özlemler ve gece biter ben biterim umut alır başını gider darılır bize artık yalnızlık istasyonlarında seni oynuyorum poyrazlarda çırpınan yüreğim yüreğine eser seherlerde karışır sevdanın avareliği deli başımda ve gökkuşağı olursun gözlerimde gözlerim gökkuşağı olur gözlerinde yüreğimde sen ………sen …………sen delicesine bu yanık bu haklı sevdamı Mem paylaşır Siyabend paylaşır ben paylaşırım bilemezsin düş ekiyorum gecenin karanlığına yalnızlığa düş ekiyorum sen nazlı bir çiçek ulaşılmayan uzak bir ufuk oluyorsun ……….en olmadık zamanlarda oy aşkım ……….aşkınlığım ………….şaşkınlığım bilmem kaç bin yıl oldu son gidişin habersiz ve buruk bu şehrin yapayalnız kalabalığındayım ve şimdi kurduğum salıncaklardan düşüyor çocukluğum toz toprak içinde sevincim dar kapılardan geçiyor gençliğim siliniyor pembe gülüşlerim düş beşiklerinden düşüyorum korkuyorum artık dönüp ardıma bakmaktan sonra bir gelincik işveli uyanır yanığımda arsızlaşır uysal saklı yanım iliklerimde buzul ırmakları kaynar anlasana ateşi seninle sevdim uçurumlara sürüyorum yalnızlıklarımı ey kendine yanan bin yıllık toprağım biliyorum bir yüreğe sığmayacak kadar aşıksın sen denizsiz adanın kara martılarına inat ……….yaşamaya devam ediyorsun gül kokusuna bezenmiş gece her yanım yangın yeri türkülerle uyutuyorum hırçın denizi yalnızlık başıma vuruyor kökümden dinamitliyor bedenimi bu yangın revadır asi gözlüm aç gözlerini üşüyen saçlarına dokunayım nikotin renkli saçlarında ……....Zerdüşt'ün gözyaşları akıyor biliyorum sarı bir yağmur silikliğinde yalnızlığım geceye kepenk çekiyor titreyen gülüşlerim ben hatmini tekrar etmişim aşkın sen… sen … sen… aha bu yürektesin zaten artık gecelerime yıldız düşürmekten vazgeç ………ne olursun vurma esaret zincirlerini ayaklarıma Yusuf'un kuyusuna Pir Sultan'ın dar ağacına gidip gelmekten yoruldum bir ürperti belirir en sıcak gözlerde donuklaşır ………….mavi, mor, eflatun tonlu renkler çatılır kaşlar karanlığında gecenin sarar tedirginlik tüm şehri korku salar bedenime ölüm çığlıkları gezer caddelerde söylesene yalnızlık değil de nedir bu cehennem nedir bu kökünü dinamitlediğim hayat ah sen deli isyanlarımdın tarihin sus-pusluğunda bir kır çiçeği nazlı bir menekşe bir deniz yıldızıydın çocuksu düşlerimde denizine küsmüş bir aşıktın kendi kalabalığında taşlıyordun mavi sularını sebep yokken hiç içinde…

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.