Ben İstanbul'da Doğsaydım Kardeşim

E Ercan Cengiz Ercan Cengiz
0 Altın Yaprak
ben İstanbul'da doğsaydım kardeşim sevgilimin rüzgarla sevişen o sarı saçlarını anlatırdım size belki Uludağ'da kendini gösteren o çınarın dibinde akan bir parmak suyla taşırdım ismini Kadıköy İskelesi'nde son el sallayışımı ahbaplarıma Taksim Meydanı bulandığında kana, göz yaşlarımı saklayışımı anlatırdım size ve belki dalgaların üstünde boy veren kirini İstanbul'un ve elbette çığlıklarıyla martılarını uzattığım ekmeği havada kapan ben İstanbul'da doğsaydım varoşlarını anlatırdım size ayda bir kursağına et giren çocuklarını, ve bit pazarı'nda bekleşen işsizlerini, pazar yerine doluşan dar gelirli insanını tüten fabrikalarını her iki yakasında… ve grevdeki işçilerini omuz omuza bir yürek halaya duruşlarını güleç yüzleriyle yükselen binaların önünde yankılanan seslerini ve Armutlu'da panzerin ezdiği çocuğu… unutmaz anlatırdım size ben Dersim'de doğmuşum kardeşim İstanbul'dan yola çıktığınızda Ankara'nın göbeğinden geçer yolunuz, ve daha birçok şehri yarıp gidersiniz Anadolu'dan bilmezsiniz, bilemezsiniz potin seslerinden kaçan kuş sürüsünün içinde maviye serpilmiştir çığlığım ve dağdan dağa vurmuşum kanatlarımı kanamışım kardeşim bir yaban armuduna bağlamışım dileğimi kin gütmemiş Hızır'a el açmışım lokmalar yapıp dağıtmışım ellerimle, pırıl pırıl akan Munzur'un içinde görmüşlüğüm olmuş suya vuran suretini bağrı açık yoksul köylüleri ve izlemişliğim kızıl pullu balığı ben Dersim'de doğmuşum tarlasında doymayan kadının orak dererken sırtında büyümüşüm yani deşmişim alnında biriken acıyı… acıya alışkındır köylüleri, yokluğa, yoksulluğa ötesini bilmezler kardeşim, bilemezler kazma-kürekle yolunu yaptırırlar tanklar geçsin diye ve kaldırım taşlarıyla örülmüş sade bir sokaktır yarıp geçer çarşısını ve minaresi zorla yükseltilmiş bir cami ve orduya ayrılmış geniş bir arazide hükümetten hükümete çevirmişlerdir Dersim'i ne bir fabrika, ne yol, ne okul, ne hastane artacağı yerde eksilmiştir nüfusu ben Dersim'de doğmuş, kahrıyla büyümüşüm İstanbul'un sürgünde sürgü veren bir dalı olmuşum meşenin sen Dersim'de doğsaydın Anadolu'daki kardeşim yüzünü görmek değil yakınlarının ben gibi mezarını bile bilemezdin öz dedenin… diri diri Kayışoğlu yarmasından atılan savunmasız insanları görürdün eli bağlı… bugün hala geçerken korkarak bakıyor insanlar süngünün zoruyla çocuklar, gebe kadınları havada parçalanan yüreğin sesini duyardın en azından ateşe verilmiş insanı görürdün kardeşim dağlar gördü, su gördü…. taş bile gördü kardeşim yaprağa sinmiş etin kokusunu… sen Dersim'de doğsaydın eğer ben gibi belki esmer olurdu tenin ama en az benim kadar horlanırdın kardeşim ve yok yere asiye çıkardı adın yok yere ölürdün kardeşim, çoğalmaz ölürdün ….. n'olursun artık anla kardeşim, artık anla....

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.