'aydınlar'ımız
E
0
Altın Yaprak
ahh 'aydınlar', 'aydınlar'ımız
kralın saksısındaki çiçekler
bir adım önde görüyorlar kendini
yoksullardan 'bir adım önde'
'dört yol' ağzına geldiklerinde
tabelasızdır dört yol, karanlık
düşeni-kalkanı çok olur
durduğu yerde durur yıllardır
bilmem kaçıncı deneme…
oyalamadır insanı
umudu kırılan yoksullar çaresiz
bir adım gidince geriye
iki adıma çıkıyor farkları ve
'yoldan çıkanlar'a
yeni bir yol bulurlar 'aydınlar'ımız
(sırtı karanlığa dayalı)
ve yoksullarımız, umutla bir daha
bir adım atıyorlar ileriye
vardıkları, durdukları yerdir
ne ileride, ne geride anlayacağınız
(kırılan umutlarını saymazsanız)
ve dört yol ağzı karanlık
tabelasız, ve bulanıktır hala
…
'aydınlar'ımız, ahh 'aydınlar'ımız
bir adım önde görmek yerine
kendilerini ayırmasalar,
ve yoksullarla omuz omuza
engebeli yollara girseler
elleri değse toprağa
ve yürüseler karanlığın üstüne
ahh bir yürüseler, yumuşak koltuklarını devirip..
aykırı yollara vursalar kendini
ciğerleri açılır, işe gelir elleri
aydınlığa çıkarır mutlak yolun biri
ve yürüyüşün temposu artar
pınar gibi akarlar
görmeyenler, sesinden anlar
…
ahh 'aydınlar'ımız, ahh kara batak cahilleri
bilmez misiniz, bilmez misiniz
kumral buğday başaklarını
ki sahibi olmayınca
dibine bırakır tanesini
'açlık ordusu' değil
pörtü-böcek beslenir
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş