Uzadıkça Uzayan Gecelerimde

E Ercan Cengiz Ercan Cengiz
0 Altın Yaprak
Gözüm kapalı olurdu, gözüm kapalı, yorgun Giderdim bilmediğim adreslere doğru Ömrümün gel-gitlerinden koparcasına. Ekilmemiş tarlalardan geçerdim Dönüp onları ektiğimde, zaman akıp giderdi üstümden Yeşerip boyumu geçerdi ellerimle serptiğim o tohumlar Saniye saniye akarken zaman, yetişemezdim Ve ben onların, serptiğim tohumların arasından giderdim Zor bela değiştirirken adımlarımı Toprağa, kendi toprağıma batardım. Batardı ayağım toprağa, yürüyemezdim. Açılmazdı gözlerim kuytu karanlıklarda Açılsa da gözlerim yıldızları göremezdim, seçemezdim Bir karanlık içinden, rengarenk kuşaklardan Işıklar gelirdi gözbebeğime Kalkardım ayağa, o ışıkların ardından Yoksul insanlar görürdüm yol boyu harebelerde İnsanlar yoksulluk içinde ve hala umutları yükseklerde En çok aradıkları evse başını koyacakları Evler yapardım onlara renklerine bakmaksızın İşse istedikleri çalışmak için kendi topraklarında Üretmek, birşeyler var etmek içinse asıl Doyurmak içinse kendi kendilerini, diğerleri gibi Kendi işlerini kurardım onlara kendi efendileri gibi. Uzadıkça uzayan gecelerimde yalnızdım Çoğunlukla da öfkeli, çılgındım En yükseğinden dağları arardım İhanetler görürdüm en alçağından Teslim alınmalar en korkağından Teslim olmalar kendini bilmezlerden Diri diri ölürdüm o uzadıkça uzayan gecelerimde Ölürdüm de Yüzüm gülsün isterdim inatla bu karmaşada Yüzümün ifadesi anlatmalıydı yaşanılanı Her şeyi ama, herşeyi taşırmalıydı yarınlara Sonra yumruğum, ezgilerimin dili olmuş yumruğum Hep tetikte olmalıydı bu havalarda Öyle ki, bir çok insan toplanmalıydı üzerime Çözmek için yumruğun gücünü... Uzadıkça uzayan gecelerimde yalnızdım Dağda da öyle, köyde de, şehirde de Kimsenin duyamayacağı kadar yapayalnız Çabuk öfkelenirken hem karanlığın bu hükmüne Öfkem içimde kalırdı ve tüm dünya, Tüm insanlığın gözleri üzerimde gibi Gidip ağlayanların ellerinden tutardım. Uzadıkça uzayan o gecelerimde, yaşlılar Bu toprağın açları Ve çocuklar çoğunlukla ellerinden tuttuğum Bu çileli toprağın umutları Desem erkenden yaşlanmışlar bu ak saçlılara Daha doğru ya... Yolum bitmezdi ömrümün tümünde Ömrümün tümü, tüm renkleriyle gelirdi Bir kaç saniyeden kısa bir zaman diliminde, Yorgun düşerdim doğrulamayacak kadar yorgun Dünyanın tüm derdi sanki dünden bugüne Sanki omuzlarımda yükselmiş sıra sıra dağları Oysa habersizdi dünya varlığımdan bile habersiz Yalnızdım uzadıkça uzayan gecelerimde Yapayalnız bir bilsen sevgili yurdum. Ne evler yapardım köylerde o yıkılmış köy evlerinden O terk edili taşlardan, ağaçlardan Nice havuzlar o sahipsiz tarlaların üstünde Ne ağaçlar dikerdim sıra sıra su yolunun ağzına Ve sanki tüm meyvelerini bu dünyanın Öteden beri bu toprakların o kendi cennetinde Sonra kurumasınlar diye o ağaçlar Ne arklar açardım bir bilsen, taş, yamaç demeden Ve o uzadıkça uzayan gecelerimde ben Ömrümden uzun o yapayalnız gecelerimde Boş kalmazdım sevgili yurdum boş kalmazdım Gözlerimi kapadığımda bir yıldız bulamazdım Aydınlık değildi her yer bu zamanlarda Karanlık ta değildi bilmez misin Bir adım atardım öteden beri Bir adım atardım ki Otobüsün onbeş saatte gittiğini ben bir kaç adımla Hem baka baka yollarına Tadını çıkara çıkara, bu doğanın seyrinde Tüm ayrıntılarıyla hem de o derin virajların Gelmelerin, gitmelerin, akarsuların içinden Kaza - belaların hepsini görürcesine Uzadıkça uzayan gecelerimde, bir adım atardım. O uzun gecelerimde yalnızken bir ağaç gibi Yılmazdım o kasırgalar karşısında Hep birşeyler çekerdi beni öteden beri Kolumdan tutup çeker gibi Öyle anlatamayacağım kadar sıcak bir o kadar da soğuk Bir ömür gittiğim - geldiğim yerler Bir ömür çilesini çektiğim sebepli sebepsiz Açlık, yokluk en çokta hasret içinde Saniyelerden kısa zamanlarda giderdim Ölenler, o herşeyi erkenden tadanlar, yitirdiklerim O güler yüzleriyle daima karşımda gülüşürlerdi Gülüşleri sıcak, gözlerinde yıldız, yüzlerinde mavi Yanaklarında çocukluk düşlerinden kalma mimikleri. Uzadıkça uzayan o uzun gecelerimde Sen habersizken benden Çıkarıp atamazdım içimdekileri O en karanlık zamanların bir olup vuruşlarını bile İşkence tezgahlarında, kemiğimden sökemezdim. Uzadıkça uzayan o uzun gecelerimde Uzamış beyaz sakalıyla bastonsuz gezerdim diyar diyar O kendi haline kalmış, habersizce kendi yolunda akan Akarsuların üstünden geçerken bitmeyen gecelerimde. Dönüp bentler kurardım de lo lo lo Çatlamış toprakları Babamın elleri gibi Sürerdim Babamın ellerine melhem sürercesine Ömrümü kısaltan o saniyeler içinde. Uzadıkça uzayan o uzun gecelerimde Çıkıp dağların başına Yalnız kalmış bir ağacın dibinde oturup Toprağımı süzerdim senden, diğerlerinden uzakta En keskin, en alımlı bakışlarımla Ömrümü kısaltan o saniyeler içinde Ömrüm uzardı bir anlasan, anlayabilsen bir Kimseler duymaz kimseler görmezdi Dikili bir kaç ağaç kol açarken diğerine Ötede topraktan fışkıran bir parmak su Ve gökyüzü mavi öteki iklimlere açılan kuşlarla dolu Nerde olursam olayım oraya giderdi ayağım Uzanırken de hep o ceviz ağacının altında Sararmış otlar üzerine uzanır kuş sürüsüne dalardım Dinlenirdim uzandıkça uzayan o gecelerimde Bir kaç saniyeden kısa mavilikler içerken O kuşların kanadından Yeniden canlanırdım erkenden doğan bebek gibi. Uzadıkça uzayan o uzun gecelerimde sen Dinlenir sanırdın beni Oysa ben ömrümce yorulmadığım kadar yorulurdum Bir kaç saniyeden kısa zaman içinde Farkına olmadan geçerken zaman Yiyecekler tükendiğinde anlardım Bir ömür akardı benden uzaklara o saniyeler içinde. Çocukluğumdan hatırladıklarımla En çok ta çocukluğumu severdim, nedendir bilmem Hala da öyledir çocukluk hayellerim, mavi. Hala bıyıklı birini gördüğümde Benden büyük bilirim.. (Kaynak: Ezgilerde Kaldı Yüreğim 2. Kitap)

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.