E Ergin Günçe

Ergin Günçe

16 şiir · 1938 — 1983

0 Altın Yaprak

1938 yılında Giresun’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Ekonomi ve planlama konularında Londra'da master, Paris'te doktora yaptı. Yurt dışında ekonomi ve pazarlama uzmanı olarak çalıştı. Bir süre Başbakanlık danışmanlığı yaptı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 16 Ocak 1983’te Paris'ten dönüşü sırasında Esenboğa Havaalanı'nda meydana gelen uçak kazasında öldü. Şiire lise yıllarında başladı. İkinci Yeni çizgisinde motifler taşıyan şiirlerinde kendine özgü bir renk ve imge dünyası yarattı. Şiirleri ve yazıları; Değişim, Dost, Papirüs, Yeni A gibi dergilerde yayımladı. 'Genç Ölmek' adlı kitabı 1966 yılında çıkan şairin tüm şiirleri ölümünden sonra 'Türkiye Kadar Bir Çiçek' adıyla yayımlandı. Anısını yaşatmak için, Çağdaş şair ve Yazarlar Derneği ile ailesi, ilki bu yıl yapılacak olan "Ergin Günçe Şiir Ödülü" düzenlendi.

Gençölmek (1964)

  • Türkiye Kadar Bir Çiçek (Bütün Şiirleri 1986)

Ergin Günçe şiirleri

Arama yardımı

Varolmak için mi yaşıyorduk yoksa başka bir amacımız mı vardı? Sordum bunu kim bilir daha kaç yaz deliliğime Babam atıldı öğretmenlikten Annem de çok uzun hastalandı…

304

Adımız bahçenin köşelerinde saklı Yeminimiz sözümüz sevgimiz Bu sarı kağıtta saklı…

397

Kalbim, bu sessiz sonbaharda Bugünkü atlaslara inanma sakın Düz bir tepsidir dünya Yolun sonuna ulaştın artık…

316

Dersimiz Aşk, konular Haydutluk ve Sarışınlık Şimdi şurdan koşsam Akdeniz'e çıkarım Yörükler ve Develer arasından geçerim Üzüm incir ve tütün, üzüm incir ve tütün…

398

Ay mıdır kar mıdır pencerede Boğulmuş çocukları martılara taşıyan Kara köpek karşı kıyıda uluyor Bence o çocuk öyle gülmemeli…

418

Gidip başbaşa dinleniş serindir sabah Kuru mum çiçekleri kulaklarında Bir faytonu durdurarak çekip gidiş Nerdeyse öğle, deniz, kıyı bir yol ve kule…

311

Günlük şarabımız var maşrapa içinde Külde pişmiş patatesler ve eşsiz pilavzerde Din kitaplarımız, putlarımız, telvelerimiz Yeleği de köstekli bir amca kahvesinde…

459

Aşı boyalı evlerine kasabanın Bir ay doğar al yanaklı Kurar kınalı ninem semaverini Al yanaklı aya karşı…

305

Ölürken görünmesin diye Yumar sımsıkı gözlerini Öper kendi dudaklarından…

365

Eski bir mandolindi ölümdü anlatılan Kır kahvesinde çocuklara çalardı Temmuz örerken evini sarmaşıkla…

422

Bir suç oluyorum ben de külümü karıştırınca Kimleri, kimleri, kimleri vursam Önce kendimden mi başlasam şakalaşmaya Önce kendimden mi başlasam…

460

Şapkamda yağmur içli bir şarkı söylüyor Nasıl da söylüyor dudaklarıyla O hacı gökyüzünün yıldızları ötmüyor İşimiz artık ıslanmış horozlarla…

458

15 / 16 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.