Bir Düş Gördüm Düşümde

E Esat Selışık
0 Altın Yaprak
Cemre düştü düşlerime dün gece Bahar geldi sandım Kör kuyularda bırakıp kör sabahları Düşlerime uyandım. Kenetlenmiş parmaklar gibi Kapalıydı gözlerim. Sarmaş dolaş sarmaşıklar gibi Sarılmıştı kirpiklerim. Bir düş gördüm düşümde Çiçeklenmiş yitik bir denizde Gözyaşından bir tabutun içinde Uyandım kendimden kendime!. Uyku, nefes alan ölülerin eviydi Ve her insan Uykuda bir sofiydi Kapalıyken gözleri yine de görmekteydi. Düş nedir? Peki ya gerçek? Düşlerin uyandığın zaman bitecek de Gözlerin açıkken gördüklerin Ya onlar, Onlar devam mı edecek? Gözlerim uykulara kapandı, Düşlerimin kapıları açıldı. Şiir burcunda Bir başka âlemin karmaşasında. Dört yaşımdaki halimle Yürüdüm düşlerimin içinde. Dört gün yol gittim Dört adımda Doğuya, batıya, kuzey ve güneye Dört yöne... Ateş, su, hava ve toprakla Dört sadık yoldaşımla... Önümde, arkamda, sağımda ve solumda Dört bilge Avucumdaki ve alnımdaki çizgilerden Yol yaptılar içime.. Düşlerimin yolunda kadınlar yürüyordu Ojeli ayakları yosunlara batıyordu. Ağaçlar vardı yollarda Terk edilmiş çocuklar gibi birbirine sarılmış. Ve ağaçların altında fahişe ruhlar Sedef dökmüş yüzleri Şarap kokan nefesleri Saçları geceye karışmış... Tavus kuşları bakıyordu ağlayan renklerine Bir renk vardı özledikleri, benzemez hiçbirine. Kuşların yuvalarında solucan artıkları Tutuşmuş güller, mavi ve sarı... Ay suya düşmüş Cam kırığı ela bir göz gibi duruyordu Kimsesiz bir kuşluk vakti, köpekler uluyordu. Ve topraktan devler doğuyordu Taş mabede giden yolda Bal mumundan heykeller eriyordu. Bedenim iğneli bir fıçı İçinde ruhum kanıyordu. Azraili gördüm kirli sisler içinde Nabzı sıfır olmuş, kalbi durmuştu. Ve gördüm Ölümün hayat öpücüğünü dudaklarında Yüzü solmuş bir sırdı Engelyon da. Zamanın büyük tasası Düşler... Kum saatinde zamansız kum fırtınası!.. Koştum, susuzluğuma hiç kımıldamadan Koştum, hiçbir yere bakmadan Koştum, çocukluk korkularımın içinde Kudurmuş bir volkanın salyaları peşimde!. İşte geldim sana Sen Cabilka Bin kapılı şehir Bir açık kapın yok mu bana? Bin şair vardı Bin kapıda Boyunlarında birer uğur Bin tavşanı ölüme götüren Bin tavşanın ayağı İçlerinde batıl şiirler sağanağı. İşte geldim sana Sen Hayyam Şarap kokan şiirlerin yazanı Bir yudum mısran yok mu bana? Yolumun başında Orpheus Dudağında Syrinks’i üflüyordu. Kanatlanmış notalar mırıldanıyordu... Esatir şarkısını Ve düşlerimin sırrını. "Cennet yüreğindedir insanın yaşamın karmaşasından kurtulmak için kurtar gözlerinin tutsaklığından bakışlarını sonra seyret Kainatı Kainatın üzerine çıkarak. Ve yürü sonsuzluğun içinde kendi içine Orada, Kendi sonsuzluğunda Tanrı’yı bulacaksın!.." Cemre düştü düşlerime dün gece Bahar geldi sandım Kör kuyularda bırakıp kör karanlıkları Yaşam denen bir düşe uyandım!..

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.