Sensizliğin Senfonisi

E Eylül Gökdemir Eylül Gökdemir
0 Altın Yaprak
Neresinden tutacağımı bilemedim Ayrılıkların Dillendiremedin hazan çığlıkları Vurgun yeyip düştüm sokağın Arnavut taşlı kaldırımlarına Elinden tutup kaldırmak isterken köşedeki gölgemi Aşk Geceye döküyordu yaşlarını ayaz-ayaz Karbonmonoksit düşlere özendi ruhum Bakışı olmayan gözlerin tutsaklığında Yürek sızım oldun kandilsiz gecelerin aydınlığında En fazla dilimde ölürsün de Hançereme gömülürsün düğüm düğüm Karmakarışık kalırım cinnet nöbetlerinde Ben kendimden geçtim sana gelince Gözlerime yasakladım senden başka bir gölgeyi Ben yarama tuz değil sen basarken merhem niyetine Hayyam akşamların Ömeri satırlarına ekledim yokluğunu Kadeh aralarından çıkarıp öptüm sen diye yazdıklarımı Ne zaman adından çıkardın adımı da Adsız bir meçhule gibi ortalarda koydun beni Rehin bıraktın kalbimin bozuk ritimlerine sensizliği Kimbilir Bir umuttu belki de Arka sokakların kıvrımlarından çıkarak Köşebaşlarında durup sakız satmak Pis nefeslerinden kaçmak vicdan yoksullarının Namus bekçilerinin namussuzluğuna inat Yıldızları yorgan yapmak Küskün bir mehtabın iniltileri eşliğinde Deniz kokan gözlerine... Söyle sesinin hicranında öldüğüm Söyle... Nasıl bu kadar kolay vazgeçebildin benden Söyle... Hangi nazar muskasının ayetinde gizliydin En fazla şiirlerinde indirirsin heceleri hançer niyetine Hangi köşesinden yakaladın da gülüşlerimi Çekip vurdun acımadan Hangi yağmurun sulayamadığı toprakta açandım da Kuruttun köklerimi delice Dimağımda çoğul bir yalnızlık öldüremediğim Bir sensizliği gömemedim öfkeli mısralara Bir senden vazgeçemedim yıllarca Sana borcum olsun sevdam Hiç yazılmayacak bir mektubun ucu yanık köşesinde Tebessümlerim En fazla dudaklarının kıvrımlarında kalır Adı olmayan mezar taşları kadar belirgindir Kimsesizliğim Ne olur Gel de Gitme kal demeyi dene bir kez de İçimde birikti hüzünler Her cerihamdan sen fışkırırken toprağın yüzüne İrinli başaklar topladım sensizliğimde Kulağımdan delirten uğultular düştü Sessiz senfonilere Geldim dersem güler misin yine Oysa ben hiç gitmemiş Gidememiştim ki senden Veda sözcükleri dökülse de cümlelerime Ne zaman tutacaksın ellerimden Ne zaman avuçlarında bulup Öpeceksin yüreğimden Nan gibi aklımdasın inan Bilmeden Tane tane dökülürken kıvrımlarından düşlerimin Kor-kor har-har Taşıyamadığı her ne varsa aklımın nakliyesinin Sensizliğe yükledim bir ikindi vakti Yak sigaranı Kibritin alevinde yanan ben olayım bu gece Kaldırımların taşıyamadığı adımların mıydı Hangi bulutun yağdıramadığı Hangi rüzgarın getiremediği Hangi gecenin götüremediği idin Kirpiklerinin ucuna tutunan kaderim miydi Bakışlarının tetiği mi tutukluk yapmıştı Gözlerinin menevişinde Yoksa kilit mi takılmıştı Dudaklarının gizli tebessümlerine Hangi şiirin eksik mısrası Hangi mektubun verilmeyen selamıydın Hangi musallanın kimsesiz mevtası Hangi minarenin isimsiz salası Hangi şairin insafsız sedası Hangi kitabın koparılmış sayfasıydın Hangi gidişin vedası Hangi yok oluşun elvedası Hangi nefretin son noktasıydım da Beni bilinmezliklere saldın hiç düşünmeden Zindan çöken gözlerimin Hangi kör noktasıydı bakışın Hangi sus'un durağında inmişti duyguların Gözlerimin hüzün dolu bakışlarını bırakırken Bak... Ulaşamayan tebessümleri görürsün yüreğimde Acıyla... Viran şehrimin yıkık duvarlarına adını kazdım Tırnaklarımla Adı konmamış bir sabinin Kanat çırpan dokunuşunda saklanan Giz gibiydi kaderim... Ne zaman nefesine karışacak nefesim En fazla yüreğinde vurusun Mezarım bedenin olur Taşırsın kendinle birlikte...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.