Nazım Hikmet'le
F Ferhat Gülsün
0
Altın Yaprak
mavi değil karanlık
saat:gece yarısı akrep ile yelkovanın seviştiği an
sancılı bir uykusuzluk çekip aldım rengarenk kitapların arasından
bir sigara ucunda genzimi yakarak içime akmaya başladı zaman
öyle zincir sesi baş ağrısı da yok hani
ne de kapıda nöbet tutan bir gardiyan
yalnızlığın kendi halinde ritimleri
göğsümün içinden sızıp geceye dolan
seni düşündüm üstat
şeyh bedrettin'i düşündüğün gibi düşündüm seni
bir yağmur tanesi gibi vurdu cama "imdat"
kesildi soluğum sığmadı bedene yürek
açıldı pencere konuştu yağmur
"üzerindeki korkuları çıkart"
soyundum giyinip kuşandım beyaz kanatlı hürriyetimi
sana doğru uçtum üstat
şeyh bedrettin'e koştuğun gibi koştum sana
bilirim dündedir hakikat
sana geldim üstat
anlamak için seni
dinlemek için
ve masmavi bir gelecek almak için biraz
temmuz,1928…hopa'da
su gibi akıyordu sınırdan
iki genç vizesiz
-dur! polis! bu ne cüret!
mürekkep boyalı ellerde
kelepçeli husumet
vatan tutsağının dilinde
şiir olup gürlüyor
şiiri vatan diline ziyafet
kasım,1933…bursa'da
siyaha yaftalanmış
göz mavisi her suç
akıl sabunlu bir ipin ucuna namzet
vatan öyküsü elinde
şeyh bedrettin'e koşuyor
gidişi destansı bir kudret
ocak,1938...ankara'da
duvar sağır pencere dilsiz
gözlerde karanlık denen illet
vatan sedirine uzanmış şarkı söylüyor
şarkısında tek vatan...her millet...
temmuz,1938…yavuz zırhlısında
çelik duvar betondan merhametsiz..
izmit limanında konuşlanmış adalet.
ikinci el bir geminin ambarında
ışıl ışıl gülümsüyor
gülüşü teslimiyete nispet
ocak,1939...istanbul'da
yaşamak özgürlük kadar aç ve susuz
esaret!
zulüm saltanatlı sefalet
vatan toprağına sığınmış
ölüm kokuyor
ölüm
vatan uğruna ne büyük selamet
ekim,1940...çankırı'da
vuslatı gölgeliyor demir parmaklık
saat:21-22…
gazali düşkünü yürekte metanet.
vatan koğuşuna kapanmış
piraye'yi düşlüyor
piraye'si vatanına emanet
şubat,1941...bursa'da
kış zindanda esir
ince ince yağıyor hürriyet
vatan ayazına sarılmış uyuyor
uykusu vatanına minnet
bahar,1949…bursa'da
kışkırtıyor nazım'ı
intihar denen kuduz
çırılçıplak uzanmış yanı başına
hayırsız şirret
iki nefes arası
yokluğa bürünüyor
yokluğu vatan için zulmet
mayıs,1950…istanbul'da
onurlu bir açlık doyuruyor eceli
hançerini gırtlağa dayamış
acımasız zafiyet
vatan sancaklı meydanlarda
gürül gürül akıyor
açlığı isyankar bir haysiyet
haziran 3,1963...moskova'da
namlusunu dayamış o yenilmez güç
davet!
hakkaniyete ilelebet
vatandan uzak
kızıl bir koğuşta can veriyor
istiklal şairi nazım hikmet
vatanı mezarına gurbet...
karanlık değil mavi
bir buluta yükleyip beni
yeniden yeryüzüne atan
ölmüştük üstat
ben uyandım
sen de uyan
uyan
güzel yüzlü şair
toprağı sürgün insan
ister moskova'da
ister kanlıca sırtlarında
ama uyan
uyan ki
kılıcı kırılsın
sayfalardaki sessizliğin
uyan ki
çarpıntısı dillensin yeniden
kalbi durmuş o son dizenin
ve bir daha hiç susmasın
hiç susmasın uyanışların
yeter ki uyan
ben fırtına olup
kapatırım tüm kapılarını
o tadı bozuk zindanların
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş