Azra'ya Veda (1)
F
0
Altın Yaprak
her şiirim biraz kan ve çokça yara
annemin dayandığı gibi bastona
şiirlerime dayanıyorum
dayanıyorum da, bu çocuk ölüleri
bu kuş kanatları
bu salaş angarya
yıkar adamı azra
oysa öz diliyle ağlayamayan bir halkın
ve kekik kokan dağların ahı dinmedi
şimdi neye yaslansam
yalnızlığın muzaffer elleri
artık kimse delikanlı değil
ve her çocuk yetişkin doğuyor
yine gece artığı avuçlarımda
ve yine leylim bir yaz dışarda
yolları tutulmuş
otobüsleri çevrilmiş
cepleri didik didik aranmış bir kentin
ceset olmaya öykünen gözleri
ve fakat ölüm de kolay gelmiyor ki azra
tıpkı yaşamak gibi pis bir kokuyla
bir duvar gibi tekim şimdi
indiriyorum perdeleri
tüm düşlerimi bir öksürükle terk ediyorum
öyle mavi
öyle efkar
ve öyle yangın
öz dilimle ağlamayı beceremiyorum hâlâ
kentlerde durum farklı mı sanıyorsun azra!
her köşe başında et pazarlığı
ve çürüyen
ve silikleşen
ve ne olduğunu bilmeyen bir gençliğin
tutam tutam dökülen hezeyanı
ölen her çocuğa dudağımı değsem
dudaklarım onlar kadar mor
ve onlar kadar soğuk
şimdi kim yıkayacak bu cenazeyi
kim saracak beyaz çarşafa bu esmer teni
siyaha kesen nasır dolu bir gerçeği
kim var sayacak azra
bak ve gör, her şeye geç kalmış
ve her şeye erken bakan hükümdür gözlerin
nedir bu şaşkınlığın, bu deli eden sessizlik
susma desem kan dökülür dudaklarından
ki illa yara, ki illa irin, ki illa küfür
konuşsan, bir duvar var karşında
tutunduğum yerden bırakıyorum hayatın akarını
kanım kadar soğuk akmıyor bu caddeler
bu sokaklar ve bu köpek ölüleri
bana neden diye sorma azra
yalvarırım sorma!
en fazla,bir şair daha anılır intiharla
TEK NOKTA!
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş