Azra'ya Veda (2)
F
0
Altın Yaprak
gidelim demiştin bir ağustos sabahı
ceplerimizde çocukluktan kalma birkaç anı
ve birkaç siyah beyaz resim
gidilmekle olmuyor ki azra
*"gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir" unuttun mu
benim halkım hâlâ berfin diyemiyorsa dağlarda
ki dipçik dipçik dökülüyorsa dişleri avucuna
ayağından utanmaz mı insan ve nasıl çıkar sabaha
emek dediğin nasırı sevmekle başlıyor
demiri dövmekle
toprağı sürmekle
aşka yazdığım şiirlere bin kahır
içten kanayan her yara sarılır
ya bu kanayan nedir ve bu ölü kimdir
nerelisin diyorlar küfür gibi yüzüme
ahh kaşlarım çatlıyor çatılmaktan
hangi devrimcinin memleketi olmuş
ve hangi memleket kişiselliğe soyunmuş
ya bu baskı ya bu zulüm ya bu kan
ve bu ölen ve bu sürünen ve bu kaçak
hangisi hangisinin kuluymuş
ölmek de zormuş azra, ölmek de zormuş
sana ne diyorsun gözlerime çakılıp
ben çocukları çok sevdim
ve toprak yüzlü yaşlıları
dağdaki kekiği
düzdeki gelinciği
ve bir de kuşları
ya kuşlar bir daha uçmazsa azra!
sustuğum an kendime yeniğim biliyorsun
konuşmak ne büyük beceri
hele varsa halinden anlayan
dilin dönmez mazluma, elin kalkmaz
için yanar, Anka gelir can olur
can uçar kuş olur, sen olur, halay olur, yâr olur
ya bir de duvarsan azra!
gidelim diyorsun! bırak beni
gidilecek yolum yok ve umudum
ve uyuduğum ve sustuğum ve yorulduğum
intihar yüzlü çocuklar doğuruyorum
ki hepsi yaşıyor, şiir şiir vuruyor yüzüme
bir devrime devriliyorum
ölüm muzaffer diyorum ki ölmek zor
ve ölmek kolay!
ağlamayı yeniden hatırlıyorum
gözlerim muzaffer!
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş