Ağzındı Çıplak duvar, mahrem kapı Ağzındı…
1982 yılında Burdur’un Tefenni ilçesinde doğdu. İlkokulu Tefenni'de, ortaokul ve lise öğrenimini Burdur Anadolu Lisesi'nde bitirdi. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans (2004) ve yüksek lisans (2008) eğitimini tamamladı. Halen aynı bölümde doktora öğrencisidir. İlk şiiri Haziran 1997'de Varlık dergisinde yayımlandı. 1997'den beri şiirleri ve yazıları kitap-lık, Adam Sanat, Varlık, Yasak Meyve, Dize, Akatalpa, E, Kül, Yom Sanat, Uç gibi dergilerde yayımlanıyor. Ocak 2009’da yayımlanmaya başlayan Palto dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. Ç.N. (Çevirmenin Notu) adlı çeviri edebiyatı dergisinin söyleşi editörlüğünü sürdürmektedir. Şiirleri İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, Slovence, Romence ve Farsçaya çevrilmiştir. Heidelberg, Hamburg, Berlin, Paris ve Slovenia’da düzenlenen uluslararası şiir festivallerine katılmıştır.
Kuytumda (2000)
- Belki Sessiz (2008)
Ödülleri
- Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri (Dikkate Değer, 1997)
- Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü (1999)
- Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü (Kuytumda adlı dosyasıyla, 2000)
- İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Berna Moran Şiir Ödülü (2003)
- Homeros İnceleme Ödülü ("Edip Cansever'in Kaybola Şiiri Üzerine" adlı incelemesiyle üçüncülük, 2005)
- Şiiristanbul Sevda Ergin Şiir Ödülü (Belki Sessiz adlı kitabıyla, 2009)
Gonca özmen şiirleri
Usulca geçtim yüzünü Ardında dağlar vardı rüzgârlar Kurt izlerinde uluyan zemheriler vardı…
I Kusura, vardım Benimdir dedim bu eski söz…
Böyle şeyler oluyor işte böyle rüzgarlar Bu güz balkonu beni çağırıyor Neyi dağıtıyor elin akşamda…
Her kuyuda saçlarını kesen bir kadın oturur Hırpalanmış güllerin, uğultusunda eti, henüz çiğ Sabahın dilsizliğini öğrenmiş gibi erken Ve buğulu bir Modigliani tenhası boynunda…
Çünkü annem bir yorgun zorunluluk Yüzünde içi çiçekli eski kutu duruşu Neydi unuttuğu mutfağa girip çıkarken? Dalgınca boyayıp duruyordu kirli göğü…
Sözün ateşle bir ilgisi olmalı Alevlenip sönmekle aşkın Gölgesiz olduğum doğru, apansızlığım da…
Sokaklar gökyüzü insin diyedir aşağı Çocuklar oynasın diye Sokaklar pencereler baksın diyedir birbirine…
Kusura doğru gidiyorduk Kuş sürüleri, kertenkeleler, su zambakları Kusura doğru gidiyorduk…
Bir bomba gibi düşüyor sözcükler usuma ve bir infilâk Rüzgâr çıkarsa dökülür yapraklarım…
Sular varken eski sular Bana kaldı bir akşamı söylemek Bir dalgınlıktan geldim ben bir dalgınlıktan Gittiğim kime kalırsa…
Aldım denize bıraktım yüzünü sessizce Suda dalgın bir mitos bir balığın ağzından Kentleri anlayınca gördüm mahcup serçeleri…
Beni böyle uzun sev Gölü delirt Tutuştur suyun kanını…
Çamurdan oyuncaklarda dağıldı çocukluğum Başağın su sıkıntısında Hep ağrıdı yüzüme kazınan bozkır Ellerimde buhran, sesimde tenha…
Sen git, gül benim açtığımdır Uğultumdur sana bu kekeme avlu Taşlara dokunduğumdandır…