Tezgahlar...
H
0
Altın Yaprak
Yaşamak var ya yaşamak;
Her anını dolu dolu yaşayamamak,
Ekmeği ayaklar altına atmak,
Nimeti tepmeye benzerdi.
Çünkü biz bunu böyle bildik.
Böyle öğretmişti büyükler.
Yaşamsal gücüne inanarak,
Kaynağından damla damla içerken,
Susam tanesinde mucizeyi gördük.
Bir damla sevgiyi büyüttük.
Gözlerinden içtik sevginin.
Yaşam var ya yaşam;
Akarsular gibi akıcı gürül gürül.
Ayrı kaynaklardan gelse de,
Bir okyanusta beslenir.
Bir damla olsa da umut,
Yaşamsal gücüyle birleşir eller.
Sevginin gücüne kanıp,
Yoktan var olurdu umut,
Birlikten güç doğardı...
Yaşamak var ya yaşamak;
Biz onu Allah'ın lutfu bildik.
Ekmek gibi yerden alıp,
Alnımıza değdirdik usulca.
Öpüp öpüp her an şükrettik.
Emekle yoğrula yoğrula,
Kaç evrimden geçtiğini biliyorduk.
Gün oldu ellerimiz yandı,
Yokluğunda ağladık çocukça.
Ondan sevgiyi kattık emeğe,
Sevmek istedik cesareti,
Onunla sildik tüm nefreti.
Dört elle sarılmak istedik yaşama...
Yaşamak var ya yaşamak;
Elimizden alındığı anda,
Beş paraya satıldı tezgâhlarda.
Çeşit çeşit, boy boy...
Tezgâhlarda tezgâhlanıyordu.
Yolsuzluk, vurgun, soygun,
Hırsızlık, sürgün, hortumlama.
Birçoğu kendince uydurmuş
En küçüğünden en büyüğüne,
Tezgâhında tezgâhını
Tezgâhlıyordu...
Derken bir gün geldi.
Birçok tezgâhtar bitiverdi üstümüzde.
Asıl yoksul tezgâhtarlar ise,
Tezgâhlarına koyup satacak
Hiç bir şeyi kalmamıştı.
Birileri el altından binlerce karınca gibi,
Usulca boşaltmıştı içimizi.
Son umudumuzu da çekip almıştı kimi.
Tutunacak dalımız kalmayınca,
Hayallerde avuttular bizi.
Zar zor bulduğumuz işimizi de kaybettik...
Yaşamak var ya yaşamak;
Umutlar büyütüyorduk yaşamsal.
TEZGÂHLAR (2) 1996
Kiminin o da yoktu.
Az çok üretiyorduk belki.
İşçinin, emekçinin hakkıydı diyorduk
Hakça yaşamak, herkesin hakkı...
Ama bir gün geldi asıl büyük tezgâhtarlar
Son kozunu da ortaya koydu.
Önce işimize elimizden aldılar.
Sonra sokaklara döküldü kimi...
İş olmazsa aş olmazdı
Ekmek alamazdık çocuklara
En sonunda ekmeğimize de göz diktiler.
Yaşamak var ya yaşamak;
Umudun bittiği yerde insanca yaşayamamak,
İşsiz kalmıştık, bomboştu ellerimiz.
Her şey bitmiş, kalıvermiştik ortada
Ondan başkaldırımız oldu haksızlığa,
Hakça hakkımızı aradık kimi gün.
Sonra sokaklara dökülüp
Yığın yığın işsiz ordusu kurduk boşlukta.
Başıboş, çaresizdik hepimiz.
Çelişkilere düştük gece gündüz.
Derken tekme yumruklar savruldu.
Kimin kime vurduğu belli değil...
Yaşamak var ya yaşamak;
Ortada bomboş kalınca inanamadık.
İnsanlığımızdan utandık...
Ellerimiz boş evimize dönüyorduk günlerce.
Oysa başköşeye oturttuğumuz oburlar,
İçki masalarında gününü gün ediyordu.
IMF'nin sömürgesine düşmekten habersiz,
Tezgâhlar kuruyordu üst düzeyde.
Kim kuruyordu bu tezgâhları bilmeden?
Ur gibi hücrelerimize dağılmışlardı çoktan.
Son kalanı da almışlardı avuçlarımızdan
Kimin kimi soyduğu belli değil...
Satacak bir şey kalmayınca
İlk önce gururu sattık çaresizce,
Sonra umudu sattık ekmek yerine.
Sevgiyi ise çoktan unuttuk.
Hile, yalanlardan yılgınlığa düşünce,
Doğrularımızı, ideallerimizi sattık.
Ne kalmıştı ki elimizde?
Sevinçlerimizi de beş paraya sattık...
Yaşamak var ya yaşamak;
Kötülüklerden yılmayıp, hilenin tezgâhını bozmaktır.
Her gündönümünün ardından uyanarak,
Tüm yalan, hilelere siper olmaktır.
Her yeni güne yeniden doğmaktır.
Kalemleri sihirli değnek yaparak,
Cesurca hakkı, adaleti yazmaktır.
Her yıkılışın ardından yeniden, ayaklanarak,
Daha da güçlenerek yürümektir.
Hakkımız olanı koparıp almalıdır yaşamdan.
Yaşamak var ya yaşamak,
Umuda yüklü aydınlık yoldur.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş