Üç Gül

H Hüseyin Peker Hüseyin Peker
0 Altın Yaprak
Yaprakları solan, güz çiçeklerine benzemjşsin sen! 1945'lerin ucuz çeliği, caddelere asfalt döken fabrika bacasına döndüren; maldneli tüfek yuvalarını zafer tanklarıyla çarşı dolaşanların arasında kısa pantolon annenin sakallı kuş olduğu dönemde babanın da kısa kuyruklu kardeşlerin sahte mektuplar kocaya gönderildiği yıllarda ablaların sen! Bu koca İzmir'de talan edilen günlerin yeşil saksağanı öttün durdun büyürnek adına ne oldun, ne oldun deniz kulağı? hani babanın iğreti bacaklarla sokulduğu küçük nöbetlerde seyrettin içine alamadığın dünyayı kustun Nihat'ın örtüsü ne sonra, sonrası ne, şehir büyüyordu kavram olarak sende İstanbul doğal düzlüğüyle Ankara dal desenleri içinde İzmir'se işaretli oyun kartları oyun oynuyorsun kendi dürtünle o küçük balon getiren sevgililer balonları uçuran senin üzerinde üç sevgili: kızların evine sabah giren öğlen ve gece iyisi mi sen mavi kanatlı saksağanlara boşver Sen Sivas yangınlarını atlattın, Asım Bezirci haykırıyordu oysa: yazma tüm duyduklarını beklet onları, cennet düşleridir yazdıkların Metin'i tanımamıştın daha, Doktoru, hepsi yandılar Şirin ilk yanığı Kahraman Maraş'ta 1976 da, kapılara çarpı işareti koydu dipte yürüyen adamlar çarşaflılar,o gönüllü savaşçılar sahi Harun Karadeniz'le hangi yokuşu çıktın? ona ne sordun Nihat'ın yanında? soylu çocukları bu dünyanın bir berberde Denizin, Mahir'in, İbrahim'in adını yüzüne kazıdın Burun deliklerin anlatmaz seni suyun yumuşatılması gerek çünkü su atıyorlar dünyanın üstüne geldiğin çağ, bu çağ değil ibne demek için sıraya diziIdiler kaya yarıklarında tahta duvarlar ateşlendiğinde İzmir'i bir kez daha saçaklı bayraklara bürüdüler Çiftliklere taşındın, evlendin iç kentte saklandın iki duvar arasına düz aynalar yansıttı seni Turgut Uyar, Cemal, döl değişimi yansıtmıyordu dönemin dergileri seni: Devinim'in rengi, Soyut'ta kanal derinliği, ırmak atı Yeni Dergi bir de Refik, Veysel, Sina, şair diye kardeş saydın hepsini depremde üç kuşak birden öldü senden: 17 ağustos, Gölcük'te, İzmit'te. hepsinde yerle bir oldu kurduğun garajın üstü gitti senin kavak sarayı yalnız doğdun, yalnız gittin sen şimdi yüzün beyazdan bir çiçek örtüsü görünme kimseye, ürpertiyor benzersiz kirliliğin her şeyi bitirmiş birinin dil tutukluluğuyla aç biranı dök şehrin üstüne İzmir'e üç yudum, Ankara'ya uşaklık yap, şampanya patlat İstanbul fırfırlı yaprak senin için Son kadehi dök üstüne Üç ayaklı biri doğuyor senden bilerek yapılmış hata say kendini piyadelere yol aç düşman hatlarında ört üstünü radyo bağlantılarıyla nöbeti karşılamayı öğren titre kendi kendine ölüm bir elektrik boşalmasıdır işlev bozukluğu yarat üzerine Titre bilinç yitiminde ben seni öğrenemedim dünya öğrenmedim 4. dünya savaşı hileli kumar oynuyoruz asfalt üzerinde giriş deliğinde bir tünelin felce uğrattım elbiselerimi şapkamı orta yere fırlattım tanımayın diye üç gül bıraktım cesedimin üstüne Ukaladır şiir, anımsatır zor'un barutundaki kokuyu Neyse ki toz var sezdirmez örter üstünü unutturur anımsatmayı! ..

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.